İslam Dünyasını Ancak Akıl Ve Kur'an Sayesinde Kurtulabilir

Sayfa Başlıkları

Akıl Nerede Lazım?

Bir çok insan duydum ki İslam/Kur'an için "bu iş akıl işi değildir" diyorlar. Bu sözü biraz geniş düşünüp iki soru sorayım; birincisi, Allah'ın emir ve yasakları akla vurulup tartışılır mı? İkincisi Kur'an ve sünnete karışan hurafeler akıl yoluyla temizlenebilir mi? Birincisi, Allah'ın emirleri akla vurulup doğru mu yanlış mı diye tartışılamaz. Mesela Allah Maide otuz sekizde "yaptığına karşılık ceza olarak hırsızın elini kesin" diyor. Bu akla vurulamaz. Allah'ın emri budur. Müslümanlar bunu uygular. Bazı ateistler ve deisler "oruç tutmak aç durmaktır, aç durmanın insana ne faydası var, sabaha köründe namaz kılmanın, Hacca gidip bir ton para harcamanın Allah'a ne faydası var" şeklinde düşünüyor. Bir müslüman ibadetleri akla vurulup doğru mu yanlış mı, mantıklı mı değil mi diye asla düşünmez. Allah "namaz kılın dedi" Müslümanlar namaz kılar. Allah "oruç tutun" dedi müslümanlar temmuz ortasında 40 derecede aç, susuz Allah'ın emrini yerine getirir. Müslümanlar bunlar mantıklı mı değil mi diye asla aklından geçirmez. Buna iman diyoruz. İslam da Allah'a teslim olma oluyor. İşin diğer boyutu aklımızı kullanmamız gereken yerler var. Mesela bugün bütün meallerde birbiriyle çelişkili tercümeler var. Kur'an'ı Kerim'de çelişki yok ama başka bir dile tercüme ederken yanlışlıklar yapılıyor. Akıl bize burada lazım. Buna örnek vereceğim. Bir başka konu hadisler; birbiriyle çelişkili hadisler var. Hem birbiriyle çelişkili hem Kur'an'ı Kerim'le çelişkili hadisler var. Biri doğruysa diğeri doğru olamaz. Akıl bize bunları ayırmakta lazım. Bir Müslüman asla hadis düşmanı olamaz. Asla hadisleri inkar edemez, hafife alamaz. Peygamber aleyhisselamın söylediği öğüt, yol gösterici, uyarıcı vb bir açıklamayı nasıl red edebilirsin?

Allah Hikmet De İndirmiş

Allah Kur'an'la beraber Hikmet de indirmiş. Müslümanlar Hikmet'in ne olduğunu çok uzun zaman önce unutmuş.

Nisa

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

113 - (Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Halbuki onlar, ancak kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana kitabı (Kur’an’ı) ve Hikmet’i (insanlara faydalı olan çözüm önerilerini) indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür.

Bütün Peygamberlere Hikmet Verilmiş

Kur'an'ı baştan sona okuyunca Allah'ın bütün peygamberlerine Hikmet verdiğini görüyoruz. Mesela (Büyüdüğünde): ”Ey Yahya! Kitabı kuvvetlice tut” (dedik). Daha çok gençken ona Hikmeti (problem çözme bilimini) verdik. (Meryem 12) Yusuf, güç ve kuvvetine ulaşınca; kendisine Hikmet/problem çözme bilimi ve İlim (doğruluğu ispat edilmiş kesin bilgi) verdik. İyi davrananları, işte böyle mükâfatlandırırız. (Yusuf 22) Allah ona (Davud’a) hükümdarlık ve Hikmet (problemleri çözüme kavuşturma bilimini) verdi ve ona dilediğini öğretti. (Bakara 251) Hikmet, kurandan doğru hüküm çıkarma ve bir olay karşısında doğru karar verme yeteneğidir. Allah peygamber Aleyhisselam'a da Hikmet vermiş, peygamberimiz de Kur'an'dan doğru hükümler çıkarmış ve Allah'ın açıklamalarını göstermiş. Bugün sünnet, hadis dediğimiz şeyler aslında bu. Peygamber aleyhisselamın din adına konuştuğu her sözün kaynağı Kur'an'dır çünkü Şura 52'de Allah Sen kitap nedir, iman nedir bilmiyordun! diyor. Peygamber aleyhisselam vahyi almadan din hakkında hiç bir bilgisi yoktu. Allah peygamberimize Kur'an'la beraber Hikmet de verdi ve peygamberimiz Kur'an'dan konuşmaya başladı. Bir örnek vereyim. Şöyle bir hadis var.

"Müminin ferasetinden sakının!. Çünkü o Allah’ın nuruyla bakar." (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 15, Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr, VIII)

Feraset anlayış, seziş, sezgi demek. Peygamber aleyhisselam neye dayanarak böyle söylemiş olabilir? Alttaki ayet ve benzerlerinden öğrendiklerine göre böyle söylemiş olmalı.

Enam

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

122- Ölü iken hidayetle dirilttiğimiz, kendisine insanlar arasında yürüyecek bir nûr verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp, ondan çıkamayan kimse gibi olur mu? Fakat kâfirlere, yaptıkları, böyle süslü gösterilir.

Allah, imansızken kendisine nur vererek iman sahibi yaptığımız kişiler kafirler gibi olmazlar diyor. Ayetle hadis örtüşüyor mu? O yüzden müslümanlar hadis düşmanı olamaz ama hadislerin hepsini doğru kabul etmek de mümkün değil. Bir biriyle tutarsız hadisler var. Birazdan buna değineceğim, örnekler vereceğim.

Peygamberlerin Davetini Ancak Akledenler Kabul Edebilir

İbrahim aleyhisselam Enbiya suresinde kavmine şöyle diyor;

Enbiya

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

51 Ve gerçek şu ki, Biz (Musa’dan) çok daha önce İbrahim’e de, doğru yolu bulma yetisi vermiştik. Biz onu çok iyi biliyoruz.

52. Hani, babasına ve halkına dedi ki: “Karşısında durup, önlerinde eğildiğiniz şu temsilî heykeller nedir?”

67. Size de Allah’a tercih ederek kulluk ettiğiniz şeylere de yazıklar olsun. Siz hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?”

68. Dediler ki: “Onu yakın ve böylece ilâhlarınıza arka çıkın/yardım edin! Eğer bir iş yapacaksanız.”

İbrahim aleyhisselamın aklınızı kullanmıyor musunuz? sorusuna verdikleri cevap "Onu yakın." Kur'an'da anlatılan bütün peygamberlerle böyle mücadele etmişler ve sonunda Allah onları helak etmiş. Eğer o insanlar akıllarını kullansaydı peygamberlerin doğru söylediklerini anlayabilirlerdi. Bir kaç sureden ayetler göstereceğim ki aklını kullanmayan nasıl cehenneme gidiyor görülsün. Allah Zümer suresinde ancak aklını doğru kullananlar anlar/düşünüp öğüt alır diyor.

Zümer

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

9. Hiç bu (inkârcı/nankör) kimse; gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi midir? De ki: ‘Hiç bilen(iman eden)lerle bilmeyen(iman etmeyen)ler bir olur mu?’ Doğrusu ancak, aklını doğru kullananlar anlar/düşünüp öğüt alır.

Hadis

Peygamber aleyhisselam akıl için şöyle demiş;

Hz. Cabir’den (ra) rivayetle:

Kişiyi ayakta tutan aklıdır. Aklı olmayanın dini de yoktur.

Camiü’s-Sağir Hadis No: 6159

Akıl Nedir?

Madem Allah ancak aklını doğru kullananlar anlar/düşünüp öğüt alır ve peygamber aleyhisselam da "kişiyi ayakta tutan aklıdır" demiş, o zaman Akıl nedir iyi anlamak lazım. Akıl, düşünme, kavrama, anlama yetisidir. Aynı zamanda ayırt etme gücüdür. Yukarıda Zümer suresinde kafirlerle özellikleri sayılan müminlerin aynı olmayacağını ancak aklını kullananların öğüt alacağı yazıyor. Kafirler, düşünse kavramaya çalışsa bu ayetlerin doğru olduğunu bu dünyada görebilir. Alttaki ayetler, aklımızın ayırt etme gücüyle doğru ve yanlışı ayırt edebileceğimizi söylüyor.

Furkan

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

11. Aksine onlar kıyamet saatini yalanladılar. Biz de kıyamet saatini yalanlayan kimse için, çılgınca yanan bir ateş hazırladık.

12. (Ateş) uzak bir yerden onları gördüğü zaman, onlar bunun öfkesini ve homurtusunu işitirler.

13. Zincirlere bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu çağırırlar.

14. “Bugün tek bir yok oluş/ölüm çağırmayın, ölümü/yok oluşu bir çok kez çağırın.”

15. De ki: “Bu mu daha hayırlı, yoksa kötülükten sakınıp iyi işler yapanlara vadedilen sürekli cennet mi daha hayırlıdır? Onlar için mükâfat ve güzel bir sonuç vardır.”

16. Onlar için, sürekli kalıcılar olarak orada istedikleri nimetler vardır. Bu, Rabbinin istenen/arzu edilen bir sözüdür.

On beşinci ayetten önce cehennem sonrasında cennet anlatılıyor. Allah bunları anlattıktan sonra "Hangisi daha hayırlı? Cennet mi? Cehennem mi?" diye soruyor. Aklını kullanan insanlar bu ve benzeri ayetlerde anlatılan cennet ve cehennemi kavrar. Cehenneme giderse yanacağını herkes anlar. Ama ayetleri anlamaya çalışmak yerine ölüm ötesi hayatın, sorgulanmanın, cennet ve cehennemin "masal" olduğunu söyleyip durmuşlar hala da söylüyorlar.

Müminun

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

79. Sizi yeryüzünde yaratıp yayan O’dur. Toplanıp O’nun huzuruna götürülürsünüz.

80. O’dur hayat veren ve öldüren! Gece ile gündüzün değişmesi de, O’na aittir/O’nun tabiat kanunudur. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?

81. Aksine, öncekilerin söylediklerinin benzerini söylediler!

82. Dediler ki: “Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı?! Sahi, biz mi mutlaka yeniden diriltileceğiz?

83. Ant olsun; bize de bizden önceki atalarımıza da aynı tehditte bulunulmuştu. Bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir!”

Allah'ın Kafirlere Soracağı Soru

Allah mahşer meydanında kafirlere Yasin suresindeki gibi konuşacak; Neden aklınızı kullanmadınız?

Yasin

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

59. “Ey suçlular bugün siz şöyle ayrılın!”

60. “Ey Âdemoğulları! Ben sizi şeytana tapmayın/kul olmayın, o size apaçık bir düşmandır” diye uyarmadım mı?

61. “Bana kul olun, dosdoğru yol budur” demedim mi?

62. Ant olsun o, sizden bir çok kuşakları yoldan çıkardı. Neden aklınızı kullanmıyorsunuz?

63. O vadolunduğunuz cehennem işte budur!

64. Küfre sapmış olduğunuzdan dolayı bugün oraya girin.

Kafirler ahirette gerçeği anladıkları için dünyaya geri dönmek isteyecekler.

Secde

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

12. O zaman bir görsen suçluları! Rablerinin huzurunda başlarını öne eğmişler: “Rabbimiz! Gördük ve duyduk, öyleyse bizi geri döndür de yararlı bir iş yapalım. Biz gerçekten, kesin inandık.”

Allah, böyle diyenlere alttaki ayetlerde koyu yerdeki sözleri söyleyecek.

Fatır

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

36. İnkâr eden kimselere cehennem ateşi vardır. Onlara, ölsünler diye hükmedilmez ki ölsünler! Ve onlardan cehennem azabı hafifletilmez. Her bir nankörü işte böyle cezalandırırız!

37. Onlar orada feryat ederler: “Rabbimiz! Bizi çıkar, yapmış olduğumuz amellerin dışında faydalı işler yapalım...” “Öğüt alan kişinin öğüt alacağı kadar, size bir ömür vermedik mi/yaşama hakkı tanımadık mı? Size uyarıcı da geldi. Öyleyse tadın azabı! Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.”

"Öğüt alan kişinin öğüt alacağı kadar yaşamak" ne demek? Kur'anı ya da kendi yaşadıkları dönemdeki peygamberin davetini düşünselerdi gerçeği görerek ölürlerdi demek. Kafirlerin Mülk suresinde anlatılan halleri her şeyi daha net açıklıyor; "aklımızı kullansaydık burada olmazdık" diyecekler.

Mülk

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

6. Cehennem azabı, Rablerini inkâr edenler içindir. Ne kötü dönüş yeridir o!..

7. Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı korkunç homurtusunu işitirler;

8. neredeyse öfkesinden çatlayıp parçalanacak! Her bir güruh oraya atıldıkça, onun bekçileri onlara: “Size bir uyarıcı gelmedi mi?” diye sorarlar.

9. Derler ki: “Evet, tabi ki bize uyarıcı geldi ama biz yalanladık. Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz!” dedik.

10. Dediler ki: “Eğer dinleseydik veya aklımızı çalıştırsaydık çılgın ateşin halkı içinde olmazdık.”

11. Böylece, günahlarını itiraf ettiler. Çılgın ateşin halkı uzak olsun!

İslam'da Akıl Çok Önemlidir

Peygamberlerin davetini ancak aklını kullananlar kabul eder. Aklını kullanmayan cehenneme gider. İslam'da akıl bu kadar önemlidir. Aklını kullanmayanların cehenneme gittiği bu kadar açıkken "bu iş akıl işi değildir" diyenler Kur'an'ı bir kere olsun anlayarak okumamış kişilerdir. Aklın önemini göstere ayetleri buradan okuyabilirsin. allahbizdenneleristiyor.com/akillarinizi-kullanmayacak-misiniz.html

Allah Haşr Sursinde önce uyarılarda bulunup sonra çok dikkat çekici bir şey söylüyor.

Haşr

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

18. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes gelecek için, önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

19. Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine, kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.

20. Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

21. Eğer Biz, bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz.

Allah diyor ki "bu Kur'an dağa inseydi dağ boyun büküp parçalanacaktı." Dağa boyun büktüren, parça parça eden Kur'an Müslümanın kılını kıpırdatmıyor çünkü "bu iş akıl işi değil" diyor ve Kur'an'ı okuma anlama gayretine girmiyor. Gidip bir hocaya, efendiye, şeyhe kendini teslim ediyor. Bu iş akıl işi değil de neden Allah "bu örnekleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz" diyor? Bak, Allah yukarıdaki ayetlerde cehenneme giren insanları akıllarını kullanmadıkları için cehenneme girdiklerini söylüyor. Akıl, düşünme, kavrama, anlama yetisi, aynı zamanda ayırt etme gücüdür. Cehenneme giden insanlar bu yetilerini kullanmadıkları için cehenneme gidecek.

Akıl Nerede Lazım?

Mezhep kitaplarına, uygulamalarına bakınca buluğa ermemiş çocuklar bile evlendirilebilir ama Kur'an evlilik çağından bahsediyor, reşit olmayı şart koşuyor. Mezheplere göre kadınların boşanma hakkı ya evlenirken bu hakkı talep etmelerine ya da kocalarının iznine bağlıdır. Oysaki Bakara 229'da kadınların evlenirken aldıkları mehiri geri vererek boşanabilecekleri yazıyor. Yine Mezheplere göre kadınların şahitlik hakkı yoktur. Cihat savaşmak diye biliniyor. Oysa cihat her türlü zorluğa göğüs germek demektir, savaş bunlardan biridir. Zina suçunun cezasının recm - taşlamak olduğunu söylüyorlar. Kölelik cariyelik hala var vs vs Bunların hiç birisi Kur'an'ın hükmü değildir ama mezhep kitapları bu hükümlerle dolu. Benim bu sitede göstermek istediğim de budur. Diğer sayfalarda mezhep uygulamalarıyla Kur'an'ın hükümlerinin yüzde yüz zıt olduğunu görebilirsin. Bu ve benzerlerini sağ üst köşedeki Menü'den okuyabilirsin. Akıl burada lazım. İslam hükümleri Kur'an'a göre değil Mezheplerin hükümlerine göre esas alınıyor. Mezhep kitaplarını ve Kur'an'ı yan yana açıp hurafeleri temizleyecek akıllı insanlara ihtiyacımız var.

Allah İnanmamızı İstiyor Mu İstemiyor Mu?

Meallerdeki çelişkilere örnek vereyim Alttaki ayet Diyanet'in meali;

İbrahim

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

4. Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Allah dilediğini saptırıp dilediğini doğru yola iletiyorsa;

1 - Peygamber göndermesinin anlamı nedir?

2 - O peygamber o kavmin diliyle konuşsa ne olur konuşmasa ne olur? Allah ayette kendi kavminin diliyle konuşmasının sebebini söylüyor; kavmine Allah'ın emir ve yasaklarını açıklasın diye aynı dili konuşan peygamberler göndermiş. Peygamber insanlara Allah'ın emir ve yasaklarını anlattıktan sonra olay Allah'ın dilediğine hidayet etmesi dilediğini de saptırmasına dönüşüyor. Madem o peygamber kavmine Allah'ın emir ve yasaklarını anlattı, Allah neden dilediğini saptırıp, dilediğini de doğru yola iletiyor? Ayetleri kabul edene hidayet, etmeyeni olduğu halde bırakabilirdi ama öyle değil de meale göre dilediğine dilediğini yapıyor görünüyor. Alttaki ayet yine Diyanetin meali;

Nahl

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

93. Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.

Bu meale göre eğer Allah dileseydi bizi bir ümmet yaparmış yani herkes inanırdı ama öyle yapmamış, yine dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir diyor. Ayetin sonuna dikkat, yapmakta olduklarımızdan mutlaka sorguya çekilecekmişiz. Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletirse yaptıklarımızdan nasıl sorumlu olacağız? Allah bazı insanları saptırırsa bu insanların günahı ne? Bu çelişkileri nasıl izah edeceğiz? Üstelik bakara ikinci ayette Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır diyor. Bu kitapta en ufak şüphe yoksa bu tutarsızlıklar nasıl izah edilecek?

Şae Fiili

Bu ayetlerde "dileme" diye çevirdikleri fiil şae fiili. Bu fiil Hicri 3. yüzyıldan sonra anlam kaymasına uğratılmış. Süleymaniye Vakfı bu fiille ilgili araştırma yaptı. Bütün tefsir kitaplarını tarih sırasıyla geriye doğru incelediğinde fiilin anlamının Hicri 3. yüzyıldan sonra değiştirildiğini görmüşler. Şae fiilinin doğru kullanımı İmam Maturidi'nin tefsirinde görülebiliyor. Maturidi Hicri 333 yılında ölmüş yani şae fiilinin değişime uğradığı tarihlerde yaşamış. Delil isteyen Maturidi'nn tefsirine bakabilir.

Şae Fiilinin Gerçek Anlamı?

Bu fiil Allah için kullanıldığında farklı insanlar için kullanıldığında farklı anlam kazanıyor. İnsanlar bir şeyi elde etmek çalışırlar, gayret gösterirler. Allah bir şeyin olmasını istediğinde emir verir, "Ol" der ve o şey oluşmaya başlar. Buna göre insanlar her hangi bir şeyi elde etmek için çalışınca, dua edince vs Allah "Ol" demezse hiç bir şey elde edemezler. Üstteki ayetlerin doğru tercümesi şöyle, bu meal Süleymaniye Vakfına ait.

İbrahim

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

4 - Biz, her resulü/âyetlerimizi tebliğ eden elçiyi kendi halkının dili ile göndeririz ki her şeyi onlara açık açık anlatsın. Bundan sonra Allah, (sapıklığın) gereğini yapanı sapık sayar, (doğru yolda olmanın) gereğini yapanı da yoluna kabul eder. Daima üstün ve bütün kararları doğru olan O’dur.

Nahl

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

93 - Yapılması gerekeni Allah yapsaydı hepinizi tek bir toplum (ümmet) haline getirirdi. Ama Allah, (sapıklığın) gereğini yapanı sapık sayar, (doğru yolda olmanın) gereğini yapanı da yoluna kabul eder. Yaptıklarınızdan elbette sorumlu tutulacaksınız.

Hepimiz Tercihlerimizden Sorumluyuz

Allah mealen diyor ki "ben yapsaydım hepinizi müslüman yapardım niye birinizi diğerinden ayırayım?" Allah bizleri özgür iradeyle yarattığı için hepimiz tercihlerimizden, neyin peşinden gittiğimizden sorumluyuz. Hidayeti tercih eder, o tarafa yönelir, Allah'ın dinini anlamaya, yaşamaya gayret edersek Allah hidayetimizi artırıyor. İnsanlar tercihlerini eğer sapıklıkta kalmaktan yana kullanırsa Allah onları kendileriyle baş başa bırakıyor. Allah'ın kitabındaki bu tutarsız tercümeleri düzeltmek için akla, düşünen insanlara ihtiyacımız var. Süleymaniye Vakfı bunu ortaya çıkarmış.

Allah'ın İradesi

Şae fiilinin gerçek anlamı bilinmezse Kur'an tutarsızlıklarla dolu bir kitap oluyor. Ömer Nasuh Bilmen'in Büyük İslam İlmihal'inde Allah'ın "irade" sıfatını anlattığı bölümde şöyle yazmış;

Allah Teâlâ yaratacağı şeyleri bu irade sıfatı ile kendi hikmetine göre birer şekle tahsis buyurur ve onun irade buyurduğu şey mutlaka olur, irade buyurmadıkça da hiçbir şey meydana gelemez,

Müslümanlar iman esaslarını akaidlerini bu kitaplardan öğreniyor. Ömer Nasuh Bilmen, kitaplarının başka bölümlerinde "Allah'ın iradesine ters irade de olmaz" diyor. Bu cümlelerin doru olduğunu farz ederek Kur'an'da ki tercüme hatalarına bakalım. Nisa 26-27'de Allah şöyle diyor, bu Diyanet'in meali;

Nisa

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

26 - Allah, size (hükümlerini) açıklamak, size, sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

27 - Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Halbuki şehvetlerine uyanlar ise, sizin doğru yoldan büyük bir meyl ile sapmanızı istiyorlar.

Allah'ın iradesi bize doğru yolu göstermek ve tevbelerimizi kabul etmekmiş. Eğer Ömer Nasuh Bilmen'in kitaplarında yazan "onun irade buyurduğu şey mutlaka olur" sözü doğruysa neden bütün insanlar müslüman olmuyor? Yine Bilmen'in ve diğerlerinin söylediği "Allah'ın iradesine ters irade de olmaz" sözü doğruysa nasıl oluyor da ayette "şehvetlerine uyanlar ise, sizin doğru yoldan büyük bir meyl ile sapmanızı istiyorlar" ifadesi yer alıyor? Allah'ın iradesine ters irade var mıymış?

Nisa 26'nın mmealinde Allah'ın bizim doğru yola gelmemizi istediği yazıyor. Buna göre alttaki ayeti ne yapacağız? Yine Diyanet'in meali.

Enam

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

149 - De ki: «En kesin ve üstün delil, Allah’ındır. Allah isteseydi, elbette hepinizi doğru yola iletirdi.»

Hani Allah doğru yola gelmemizi, tevbemizi kabul etmek istiyordu, Enam 149'da tam tersi yazıyor. Müslümanlara akıl burada lazım. "Allah'ın sözünde tutarsızlık olmaz" deyip bu fiillerin anlamı nasıl, ne zaman değiştirilmiş bunları araştırmak lazım. Bu meallerdeki tutarsızlık Nisa 26'da irade fiili var, Enam 149'da şae fiili var. Enam 149'un doğru tercümesi şöyle, yine Süleymaniye Vakfının meali

Enam

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

149 - De ki “Herkesi susturan Allah’ın delilidir. Yapılması gerekeni (size bırakmayıp) Allah yapsaydı elbette hepinizi yola getirirdi.

Allah bizim doğru yola gelmemizi irade ediyor, eğer biz de Allah'ın dinini kabul eder, anlamaya öğrenmeye çalışırsak Allah bizim için "ol" der ve biz müslüman oluruz. O zaman alttaki ayetteki söylenen nasıl oluyor anlarız.

Tegabün

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

11 - Allah’ın onayı olmadan hiç bir olay meydana gelmez. Kim Allah’a inanıp güvenirse O, onun kalbini doğruya yöneltir. Her şeyi bilen Allah’tır.

Bu ayette söylenen Allah'ın onayı bizim tercihimize bağlıdır.

İtiraz Ediyorsan Enam 148-149'da ki Tutarsızlığı İzah Etmeye Çalış

Diyanet'in meali;

Enam

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

148. Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: «Allah dileseydi ne biz ortak koşardık, ne de atalarımız ortak koşardı, hiç bir şeyi de haram kılmazdık.» Onlardan önce yalanlayanlar da böyle söylemişlerdi de sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: «Yanınızda bize çıkarabileceğiniz bir bilgi mi var? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz.»

149 - De ki: «En kesin ve üstün delil, Allah’ındır. Allah isteseydi, elbette hepinizi doğru yola iletirdi.»

Ortak koşanlar ne diyecekmiş? "Allah dileseydi ne biz ortak koşardık, ne de atalarımız ortak koşardı" Buna karşı Allah ne diyor? "Onlardan önce yalanlayanlar da böyle söylemişlerdi. Yanınızda bize çıkarabileceğiniz bir bilgi mi var?" Allah'ın diğer dediği de Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz. Allah, "Allah dileseydi biz ortak koşmazdık" diyenlere yalancı dedi mi? Saçmalıyorsunuz dedi mi? Dahası Allah böyle yaptığına yani dilediğini saptırıp dilediğine hidayet ettiğine dair bir delil istiyor. Üstte Enam 149'a bak, bu ve bunun gibi ayetler müşriklerin delili olmaz mı? Mahşerde demezler mi "Enam 149'da, Nahl 93'te isteseydin bizi müşrik yapmayacağın yazıyor." Şae fiilinin doğru anlamı bilinmese Kur'an tutarsızlıklar kitabı olur. Akıl bunları araştırmak için lazım. Bu ayetlerin doğru tercümesi şöyle.

Enam

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

148 - Müşrikler diyecekler ki “Allah gerekeni yapsaydı biz şirke düşmezdik, atalarımız da düşmezdi. (Allah’ın haram kılmadığı) Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de bu yalana[2*] sarıldılar ve sonunda azabımızı tattılar. De ki “Yanınızda bir bilgi var mı ki çıkarıp bize gösteresiniz. Siz sadece bir varsayımın peşine takılmışsınız; siz sadece atıyorsunuz.”

149 - De ki “Herkesi susturan Allah’ın delilidir. Yapılması gerekeni (size bırakmayıp) Allah yapsaydı[*] elbette hepinizi yola getirirdi.

[*] Çünkü Allah emrini verdikten sonra bir şeyin olmaması mümkün değildir. İnsanların müslüman olmaları için emir çıksa o emir herkes için çıkardı. O zaman da imtihanın bir anlamı kalmazdı.

Hadislerdeki Tutarsızlıklar

Daha önce de belirttiğim gibi bir Müslüman asla hadis düşmanı olamaz. Asla hadisleri inkar edemez, hafife alamaz, gereksiz göremez. Böyle konuşan bir peygamberi nasıl görmezden gelebiliriz?

Câbir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Benim ve sizin durumunuz, ateş yakıp da, ateşine cırcır böcekleri ve pervaneler düşmeye başlayınca, onlara engel olmaya çalışan adamın durumuna benzer. Ben sizi ateşten korumak için kuşaklarınızdan tutuyorum, siz ise benim elimden kurtulmaya, ateşe girmeye çalışıyorsunuz.”

Müslim, Fezâil 19. Ayrıca bk. Buhârî, Rikâk 26; Tirmizî, Edeb 82

Peygamberimiz ashabını adına yalan söz söylememesi için uyarmış.

Rib'î İbn Hiraş, Hz. Ali'nin şöyle söylediğini rivayet etmiştir: Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

"Benim ağzımdan yalan uydurmayınız. Kim benim ağzımdan yalan uydurursa cehenneme girsin".

Burahi 38

Şimdi biraz düşünelim; peygamber aleyhisselam sohbet ettiği, Kur'an'ı anlattığı ashabından herhangi birisi peygamber adına bir söz söyleyebilir mi? Bir açıklama yapabilirler mi? Hiç birisi yapmaz. Peygamber aleyhisselam arkasında namaz kılıp sohbetine katılan hiç bir müslüman peygamber adına söz söylemez. Peygamber aleyhisselam için canını vermeye hazır olan bu insanlar peygamber adına söz söylemeleri düşünülemez bile. Ancak ne yapar? Peygamberimizin sohbetlerinden öğrendiklerin ekleme çıkarma yapmadan başkasına anlatabilir. Peygamberimizin bu insanlara "sakın adıma söz uydurmayın" demesine gerek var mı? Ama peygamberimiz yukarıdaki hadisde Kim benim ağzımdan yalan uydurursa cehenneme girsin demiş. Ne için böyle söylemiş olabilir? Demek ki daha peygamberimiz hayattayken "Muhammed böyle dedi" diye uydurma laflar gelmiş kulağına. Demek ki birileri adına yalan uydurmuş. Bunlar da müşrikler, münafıklar vs vs olabilir. Bir de peygamberimizin ölümünden sonraki dönemlerde İslam alimleri ibadetlere özendirmek, günahlardan sakındırma gibi konularda teşvik edici, sakındırıcı sözler söylemiş, bunlar da daha sonra hadis gibi algılanmış. Bugün bir biriyle zıt, Kur'an'la zıt hadisler var. İslam'da böyle tutarsızlıklar olmaz. Peygamberimizin din adına söylediği her açıklama Kur'an'a dayanıyor olmalı çünkü bu dinin sahibi Allah, kitabı Kur'an. Allah peygamberimize Kur'an'la beraber Hikmet de vermiş. Hikmet Kur'an'dan çıkarılan doğru hükümler yani hadislerdir. Diğer anlamı bir olay karşısında doğru karar verme yeteneğidir. Müslümanlar uydurma hadisler kurtulmaya niyeti olmadığı için Hikmet'i de öğrenemiyor. Herhangi bir konuda birbirine zıt birkaç tane hadis olur mu? Belli ki bunlardan biri doğru diğerleri yanlış. Doğruyu nasıl tespit edeceğiz? Hangisi Kur'an'a uyuyorsa o doğrudur diğerleri yanlıştır. Bu, iyi Arapça bilen, tefsir bilen, Siyer tarihini bilen büyük ekiplerin yapabileceği bir iştir. Fikir vermesi için bir biriyle ve Kur'an'la tutarsız bir kaç hadise bakalım. Bunları internetten kopyaladım.

Cennete Girmenin Yolu Nedir?

"Allah'ın 99 ismi vardır. Kim bunları ezberlerse (îman eder ve ezbere sayarsa) Cennete girer" buyurulmuştur. Buhârî ve Müslim.

Tirmizî, İbn-i Hibban ve Hâkim'in bu konudaki rivâyeti ise, şöyledir:

"Kim bunları (Esmâ-i Husnâ'yı) mânâlarını anlayarak sayar, bunlarla Allah'ı zikrederse Cennete girer."

Buna benzer çok hadis var. "Kim günde şu kadar defa şunu tekrar ederse cennete gider" diyen bütün hadisler uydurmadır. Peygamber aleyhisselam böyle bir söz söylemesi mümkün değildir. Delil alttaki ayet.

Bakara

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

214 - Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber inananlar; “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar; darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır.

Cennete girmenin şartı bizden öncekiler gibi imtihan olmaktır. İmtihan olmayan cennete giremez isterse her gün (katrilyon x katrilyon) defa Sübhanallah, Elhamdülillah, La ilahe illallah, La havle vela kuvvete illa billah, Sübhânellâhi ve bihamdihî tesbihlerini söylesin. Allah'a inandım diyen herkes imtihan olacak. Bu dünyanın amacı bu. Akıl burada lazım, red etmek için değil, tutarsızlıkları ayıklamak için. Peygamberimiz namazdan önce, sonra, yatınca, uyanınca dualar zikirler yapmamızı söylemiş ama bunların hiç birisinde cennete girersiniz ifadesi yoktur. Bir örnek göstereyim

Ali radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona ve Fâtıma radıyallahu anhâ’ya:

“Yatağınıza girdiğiniz zaman -veya istirahate çekildiğiniz zaman- otuz üç defa Allahü ekber, otuz üç defa sübhânallah, otuz üç defa da elhamdülillâh deyiniz” buyurdu.

Buhârî, Farzu’l-humüs 6, Fezâilü ashâbi’n-nebî 9, Nefekât 6, 7, Daavât 11; Müslim, Zikr 80. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 100

Bazı tesbihleri okuyup cennete gitmekten bahseden metinler Kur'an'a aykırı hadis örneğidir. Bir peygamber asla kendisine verilen kitaba çelişkili konuşmaz. Uydurma hadislerle amel etmek, Allah'ın bizi neden yarattığını, bu dünyanın amacının ne olduğunu anlamamızı bile engelleyebilir. İmtihan olan müslümanlar saydığım zikirleri yapıyor olabilir. Bu onlara güç, moral veriyor olabilir ama onları cennete götürecek olan şey zikir değil sabırdır. İmtihan dünyasıyla ilgili diğer sayfama da bakabilirsin. www.kurandakiislam/imtihan-dunyasi.html

Hesap Günü Şefaat Var Mı?

İki hadis yazacağım, ikisi bir birinin zıttı.

“Kıyamet günü üç zümre şefaat eder: Peygamberler, sonra âlimler, sonra da şehidler.” (İbn-i Mâce, Zühd, 37)

Alttaki hadisteyse peygamber aleyhisselam hesap günü kızına dahi bir şey yapamayacağını söylüyor.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

“Yakın akrabalarını uyar!” [Şu`arâ sûresi (26), 214] âyeti nâzil olunca, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Kureyş kabilesini toplantıya çağırdı. Onlar da geldiler. Peygamber aleyhisselâm kimine genel, kimine de özel olarak şöyle hitâb etti:

“Ey Abdüşems oğulları! Ey Ka`b İbni Lüey oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Abdümenâf oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Hâşim oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Abdülmuttalib oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Fâtıma! Kendini cehennemden kurtar! Çünkü sizi Allah’ın azâbından kurtarmaya benim gücüm yetmez. Ama aramızdaki akrabalık bağı sebebiyle sizinle ilgimi kesmeyeceğim.”

Müslim, Îmân 348, 351. Ayrıca bk. Buhârî, Tefsîru sûre (26) 2; Tirmizî, Tefsîru sûre (27) 2; Nesâî, Vesâyâ

Bu iki hadisten ancak biri doğru olabilir. Onu da ancak Kur'an'da ki ilgili ayetlere bakarak bulabiliriz. Ben baktım istersen bu sayfadan okuyabilirsin. www.kurandakiislam/sefaat-nedir.html

Güneş Yaklaştırılır Hadisi

Hadis şöyle;

Mikdâd radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Güneş, kıyamet gününde insanlara bir mil mesâfe kalıncaya kadar yaklaştırılır.”

Hadisi Mikdâd’tan rivayet eden Süleym İbni Âmir :

Allah’a yemin ederim ki, Resûlullah mil ile yeryüzündeki mesafe ölçüsünü mü yoksa göze sürme çekmek için kullanılan mili mi kastetti bilmiyorum, demiştir. Resûl-i Ekrem:

“İnsanlar, işledikleri kötü amelleri kadar tere batarlar. Onlardan bir kısmı topuklarına, bir kısmı dizlerine, bazıları kuşak yerlerine kadar ter içinde kalır; bazılarının da ter âdeta ağızlarına gem vurur” buyurarak eliyle ağzına işaret etti.

Müslim, Cennet 62. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyamet 6

Alttaki Kabe resmini Mahşer meydanı kabul edelim.

Bu hadise göre peygamber aleyhisselam kıyamet gününde güneşin yaklaştırılacağını ve insanları işledikleri kötü amelleri ölçüsünde topuklarından ağzına kadar tere batacağını söylemiş. Mahşer meydanında bir tane bile cennetlik müslüman olmayacak mı? Üstteki resmi düşünmek kolay olsun diye gösterdim. Eğer güneş yaklaştırılırsa bütün yeryüzüne yaklaşır. O zaman cennete gidecek müminlerin günahı ne ki sıcaktan terden eziyet çekecekler? Bu hadisi uyduran cennete gidecek müminlerin de güneşten etkileneceğini düşünmemiş. Ayrıca O Gün güneş olmayacak. O gün yeryüzü nasıl aydınlanacak ayet söylüyor.

Zümer

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

68. Sûr’a üflenir, göklerde veyeryüzünde kim varsa hepsi düşüp bayılır. Allah’ın dilediği kimseler hariç! Sonra ona bir daha üflenmiştir; bir de ne göresin hepsi birden ayağa kalkmış bakıyorlar!

69. Yeryüzü Rabbinin nuru ile parıldamış, (tüm yapılanların kayıtlı olduğu) kitap ortaya konmuş; peygamberler ve şahitler getirilmiş, aralarında adaletle hüküm verilmiştir. Onlar asla haksızlığa uğratılmazlar.

70. Herkese, yaptığının tam karşılığı verilmiştir. O, onların ne yaptıklarını daha iyi bilir.

O gün yeryüzünü aydınlatacak şey güneş değil Rabbimizin nurudur. Cennette güneş olabilir ama mahşer meydanında değil. O gün insanlar hesaplarını zor verecekleri için terleyebilir. Bu da ayrı bir şey. Bunun güneşle bir ilgisi yoktur. Peygamberimizden bunun olacağına dair başka bir hadis var bunda güneş yok.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kıyamet gününde insanlar o kadar terlerler ki, onların teri yerin yetmiş arşın derinliğine ulaşır. Ter onların ağızlarına âdetâ gem vurur da tâ kulaklarına kadar çıkar.”

Buhârî, Rikak 47; Müslim, Cennet 61

Namazın Miraç'ta 50 Vakitten 5 Vakte Düşürülmesi

Güya namaz miraç'ta 50 vakit farz kılınmış ama Musa aleyhisselam sayesinde 5 vakte inmiş. Bunun hurafe olduğunu anladığında sen de İslam'ın tekrar Kur'an ve sahih sünnete göre yaşanmasını savunanlardan olabilirsin ama haberin olsun bundan sonra sana da "zındık" diyecekler. Şunu da belirteyim ben ne Mirac'ı ne de İsra'yı inkar etmiyorum. İkisi de olmuştur ama hadislerimize İsraliyat karışmış. Hadisin ilgili bölümü şöyle;

Allah Azze ve Celle, ümmetime elli namaz farz etti. Bu farzı yüklenerek döndüm. Derken Musa Aleyhisselam’a rast geldim. Musa Aleyhisselam:

−Allah Azze ve Celle ümmetine neyi farz etti? diye sordu. Ben:

−Elli namaz farz etti, dedim. Musa Aleyhisselam:

−Rabbine dön, çünkü senin ümmetin buna güç yetiremez, dedi. Rabbime Müracaat ettim. Allah Azze ve Celle bir kısmını indirdi. Ben yine Musa Aleyhisselam’ın yanına dönüp:

Rabbim bir kısmını indirdi, dedim. Musa Aleyhisselam yine bana:

−Rabbine müracaat et, çünkü senin ümmetin güç yetiremez, dedi. Ben bir daha Rabbime müracaat ettim. Allah Azze ve Celle bir kısmını daha indirdi. Tekrar Musa Aleyhisselam’ın yanına döndüm. Musa Aleyhisselam bana yine:

−Rabbine dön. Zira senin ümmetin buna güç yetiremez, dedi. Bunun üzerine ben tekrar Allah Azze ve Celle’ye müracaat ettim. Allah Azze ve Celle bana:

−Onlar beştir ve yine onlar ellidir. Benim yanımda söz değiştirilmez buyurdu. Ben Musa Aleyhisselam’ın yanına döndüm. Musa Aleyhisselam bana yine:

−Rabbine müracaat et, dedi. Ben de:

−Rabbimden utanır oldum, dedim. Sonra Cebrail Aleyhisselam beni ta Sidretu’l-Münteha’ya varıncaya kadar birlikte götürdü. Sidre’yi öyle acayib renkler kaplamıştı ki, onlar nedir bilemem. Sonra cennete girdirildim ki içinde birçok inci dizileri vardı, toprağı da misk idi.

Buhari, Müslim

Gündüz Vakitleri Nasıl Belirleyeceklerdi?

1 saat 60 dakika, 24 saat 24x60 = 1440 dakika. 1440'ı 50 vakte bölersek 28,8 çıkar. Allah elli vakit namazı farz kılsaydı 28,8 dakikada bir namaz kılmamız gerekecekti. Hadise göre Allah buna karar vermiş. Peki o dönemi düşün, peygamber aleyhisselam ashabı ve müslüman olan diğer ülkeler namaz vakitlerinin girdiğini nasıl anlayacaktı? O dönem bugün herkesin kolunda olan saat icat edilmemişti. Güneşin gölgesini esas alan güneş saatleri Yunan ve Mısır medeniyetlerinde kullanıldı ama Araplarda böyle zaman ölçen mekanizma yoktu. Bu insanlar 28.8 dakikanın geçip diğer namaz vaktinin girdiğini nasıl anlayacaktı? Allah ölçülemeyecek bir şeye karar verir mi ki daha sonra güya Musa aleyhisselam "dayanamazlar" dedi diye vaz geçsin?

Gece Ne Yapacaklardı?

Diyelim ki o dönem peygamber aleyhisselam ve ashab gündüz güneşin gölgesini kullanarak 28,8 dakikayı ölçecek bir sistem buldular peki gece güneş yok, gece vakitleri nasıl belirleyeceklerdi? Diyelim ki gece de namaz vakitlerini anlamak için başka bir sistem icat ettiler peki gece uyuyacak mıyız yoksa 28,8 dakikada bir uyanıp namaz mı kılacağız? Allah'ın geceyi ne için yarattığını bu ayetlerden görebilirsin.

Kasas
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

73. Sizin için geceyi ve gündüzü var etmesi O’nun rahmetindendir. Geceleyin dinlenesiniz ve gündüz çalışasınız diye!.. Belki şükredersiniz!

Neml
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

85. Görmediler mi? İçinde sükûnet bulmaları için geceyi var ettik ve gündüzü de aydınlık yaptık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ayetler vardır.

Allah geceyi dinlenelim diye var etmiş. Eğer gece dinlenme zamanıysa Allah 28,8 dakikada bir namaz kılmayı emreder mi? Gündüzü da çalışalım diye var etmiş. Gece ve gündüz 28,8 dakika bir namaz kılmaya kimin gücü yetebilir? Böyle ağır ibadetin olduğunu duyan müslüman olur mu? Allah önce bu ayetleri indirdi sonra da 50 vakit namaz farz kıldı öyle mi? Bir sineğin kanadını bile ölçüyle yaratan Allah kendiyle çelişen kararlar verir mi ki sonra güya Musa aleyhisselam "dayanamazlar" dedi diye vaz geçsin?

Allah Bilmez Mi?

Üstte yazdığım ayetlerin olmadığını farz edilim, bu rivayetteki ikinci saçmalık Allah 50 vakit namazın ümmete ağır geleceğini bilememesi. Yahu bunu bilecek tek Zat Allah'tır. İnsanlık tarihi boyunca hangi peygamber kendisine verilen emri "Allah'ım buna dayanamazlar" deyip değiştirmesini istemiştir? Bir peygamberin bunu demeye hakkı olur mu? Allah kullarının neye gücü yetip yetmeyeceğini bilip ona göre emir ve yasaklar düzenlemez mi? Miraç rivayetlerinde Allah'ın hediyelerinden bahsedilir. Onlardan birinin Amenerrasulü dediğimiz Bakara Suresinin son iki ayeti olduğu söylenir. Allah Bakara 286. ayette Allah, kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez diyor. Miraç rivayetlerinde ise günde 50 vakit namazı farz kıldığı söyleniyor. Allah kimseye günün üstünde yük yüklemiyorsa 28.8 dakikada bir namaz kılınmasını istemiş olamaz. Buna kimsenin gücü yetmez. Allah'ın El Hakim ismi doğru karar veren, bütün Hikmetlerin sahibi demek. Allah bir şeye karar verdiyse o doğrudur. Mesela Maide otuz sekizde hırsızlık suçunun cezasının el kesmek olduğu gibi. Kullar bu cezanın ağır olduğunu düşünebilir diye ayetin sonunda "Allah hakimdir" diyor yani "doğru karar verir." Mealen "siz bu cezayı çok bulabilirsiniz ama nasıl bir caydırıcı etkisi olduğunu bilemezsiniz" der gibi Kendisinin doğru karalar verdiğini, kullar bu ceza çok mu az mı diye düşünmesin diye adını ayete yazmış. Bütün Kur'an'da Allah doğru karar verdi de 50 vakit namazın kullarının gücünün yetmeyeceğini düşünemedi mi? Hadis denen o metne göre Allah bilemedi ama Hz Musa bildi ve peygamberimizi "ümmetin buna dayanamaz" diye uyardı, peygamberimiz de sanki saf bir insanmış gibi "o zaman ben indirim isteyeyim" diye Allah'a geri döndü. Bizim peygamberimiz ümmetine neyin zor geleceğini anlayamaz mı? Bu ayeti ne yapacağız?

Tevbe

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

128. ANDOLSUN, size kendi içinizden; (bir kul ve bir insan olarak) bir Rasûl gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, müminlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.

Bizim sıkıntıya düşmemiz peygamberimize çok ağır geliyormuş, üstelik bize çok düşkünmüş ama 50 vakit namazın bize ağır geleceğini düşünememiş ancak Musa aleyhisselam uyarınca jeton düşmüş, Allah'a geri dönüp indirim istemiş, hem de 5 defa. Bunları Yahudiler Hz Musa'yı bizim peygamberimizden üstün göstermek için uydurdu. Bu kainat ve varsa diğer kainatlarda kararları tartışmaya açık olmayan tek Zat Allah'tır. Allah emreder kullar "başüstüne" der yapmaya gayret eder ya da görmezden gelir kafir olur.

Kur'an'daki Beş Vakit Namazı Emreden Ayetler

Kur'an'da beş vakit namazın olmadığını söyleyenleri duydum. Onlara göre namaz vakitlerini peygamber aleyhisselam belirlemiş. Kur'an'ı öğrenme, anlama gayreti olmayınca böyle düşünür insan. Allah beş vakit namazı Hud ve İsra Surelerinde bildirmiş.

Hud
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

114 - Gündüzün iki bölümünde[1*] ve gecenin gündüze yakın zamanlarında[2*] namaz kıl. Çünkü iyilikler (namazlar), kabahatleri kötülükleri giderir. Bu, aklını başına alacaklar için bir hatırlatmadır.

[1*] Öğle ve ikindide

[2*] Arapçada çoğul en az 3’tür.Dolayısıyla gece namazı en az üçtür. Akşam, yatsı ve sabah namazları.

Yatsının Son Vakti Var

Ayette "gündüzün iki bölümü" dediği herkesin anlayacağı öğlen ve ikindidir. Diğer ifadede "gecenin gündüze yakın zamanlarında" da namaz kılmamız söyleniyor. Bu ne demek? Gece namaz kılacağız ama gündüze yakın olmak ne demek? Güneş battıktan hemen sonra hava zifiri karanlık olmuyor, güneşin tamamen kaybolması biraz zaman alıyor. İşte bu vakit akşamla yatsının kılınacağı vakit oluyor. Güneş battı ama saat hala gündüze yakın. Müslümanlar bu ayete dikkat etmiyorlar. Bu ayete göre yatsı namazını kılacağımız son vakit var. "Gecenin gündüze yakın zamanlarında" ifadesi yatsının hava tam kararmadan kılınmış olması gerektiğini gösteriyor. Peki sabah namazını nereden öğreneceğiz? İsra 78'den. Bu ayette çok büyük bir çeviri hatası yapılıyor.

İsra
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

78.Namazı gereği gibi kıl Güneş’in batıya meylettiği saatlerde (öğle ve ikindiyi), havanın kararmasıyla birlikte (akşam ve yatsıyı) ve fecrin ilk ışıklarının toplaştığı saatlerde de (sabah namazını kıl!) Şüphesiz ki, fecir ışıklarının toplaşması; işte o (sabah namazı vaktidir ve insanlar tarafından), çıplak gözle açıkça görülmektedir

Koyu belirttiğim yerin Arapçası "kur’ânel fecri kâne meşhûden" bunu "Zira sabah namazı şahitlidir" diye çeviriyorlar. Bu, büyük bir hata. Kimse bunun üzerinde düşünmediği için bu hata görülmemiş. Yoksa müslümanlar bunu anlayacak zekaya elbette sahip. Buradaki ifade "kur’ânel fecr" Bu tamlamanın ne anlama geldiğini inceleyelim. "Kuran" "karae" fiilinden bir mastar olup kök anlamı toplamak, bir araya getirmek demektir. Fecr ise hepimizin bildiği günün ilk aydınlanmaya başladığı vakit. O zaman ayetteki "kur’ânel fecr"in anlamı fecir ışıklarının bir araya geldiği, toplandığı zaman oluyor. Ayetteki meşhûden ise şahit olunan, müşahede edilen demek. Allah "fecr ışıklarını gözle gördüğünüz vakit sabah namazını kılın" demiş oluyor. Bu aynı zamanda Bakara 187'de geçen "tâ fecrin beyaz ipliği siyah iplikten sizce seçilinceye kadar yeyin için, sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun" ifadesidir. Resimle gösterirsek şöyledir.

Peygamber aleyhisselamın bu konuda bir hadisi de var. Oruca başlama zamanını tarif etmiş.

“Yiyin, için; yukarı tırmanarak yayılan (kızıllık) sizi etkilemesin; enine yayılan kızıllığı görünceye kadar yiyin, için.”,

Ebu Davud, vakt’us-sahûr, hadis no 2348; Sünen’ut-Tirmîzî, Ma cae fî beyân’il-fecr, hadis no 705.

Resimde görülen alt taraftaki siyahlık Bakara 187'de ki siyah iplik, ortadaki kızıllık peygamberimizin bahsettiği kızıllık, kızıl ışığın hemen üstündeki beyazlık yine bakara 187'de ki beyaz ipliktir. Siyah, kırmızı, beyaz ışığın bir araya geldiği an İsra 78'de ki "kur’ânel fecri kâne meşhûden" ifadesi olan "Şüphesiz ki, fecir ışıklarının toplaşması çıplak gözle açıkça görülmektedir" ifadesidir. Bu kadar şeyi, Hud 114'te geçen "gecenin gündüze yakın zamanlarında namaz kıl" ifadesinde sabah namazını ne zaman kılacağımız açık olmadığı, Allah'ın sabah namazının vaktini özel olarak İsra 78'de anlattığını göstermek için yazdım. Toparlayalım; Allah Hud 114'te "gündüzün iki bölümünde namaz kıl" dedi 2 vakit burada. Önemli ayrıntı Arapçada çoğul en az üçtür. Hud 114'te "Gecenin gündüze yakın zamanlarında da namaz kıl" emrinde geçen zülef (زلف) zülfe (زلفة)nin çoğuludur ve bir şeye yakınlık anlamındadır. “زُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ = gecenin zülfeleri” gecenin gündüze yakın en az üç zamanı demektir. İkisi akşamla yatsı, üçüncüsü isra 78'de zamanı özel olarak belirtilen sabah namazı. Etti beş. Allah beş vakit namazın beşinin de zamanını belirterek ayetlerinde emretmiş. Namaz öyle Mirac'ta 50 vakitti 5'e indi diye bir şey yoktur.

Cebrail Aleyhisellam Peygamber Aleyhisselama İki Defa Namaz Kıldırdı

Son olarak bunu göstereyim. Yukarıdaki ayetleri aklında tutarak okursan Cebrail aleyhisselamın peygamber aleyhiselama ayetlerin gösterdiği vakitlerin geniş sınırında namaz kıldırdığını görebilirsin. Bu hadis üstteki ayetlerle bire bir örtüşüyor. Hadisin sonundaki ifadeye dikkat et.

“Cebrail Kâbe’nin yanında bana iki kere imamlık yaptı. Birincisinde öğle namazını, gölgeler bir ayakkabı kayışı kadar iken kıldırdı. Sonra her şeyin kendi gölgesi kadar olduğu zaman ikindiyi kıldırdı. Güneşin battığı ve oruçlunun iftar ettiği saatte akşam namazını kıldırdı. Şafağın kaybolduğu saatte de yatsıyı kıldırdı. Sabah namazını da tan yerinin ağardığı, oruç tutana yemenin içmenin yasak olduğu saatte kıldırdı.

Cebrail ikinci kez imamlık yaptığında öğle namazını, dünkü ikindi vaktinde, her şeyin gölgesinin kendi boyu kadar olduğu vakitte kıldırdı. İkindiyi, her şeyin gölgesi kendinin iki katı olduğu vakitte kıldırdı. Sonra akşam namazını ilk günkü vaktinde kıldırdı. Son yatsı namazını gecenin üçte biri geçtikten sonra kıldırdı. Sabah namazını da ortalık aydınlandığı sırada kıldırdı. Sonra Cebrail bana döndü ve dedi ki, “Ya Muhammed, bu senden önceki peygamberlerin ibadet vaktidir. İbadet vakti bu iki vaktin arasıdır.”

Tirmizî, Mevâkît, 1

Sonda “Ya Muhammed, bu senden önceki peygamberlerin ibadet vaktidir" diyor. Beş vakit namaz bütün peygamberlerin zamanında aynıydı, insanlık tarihi boyunca hep aynı vakitlerde kılındı. Dolayısıyla Miraç'ta 50 vakit namaz emredilmedi.

Namaz vakitlerinde yapılan yanlışı görmek isteyenler bu sayfadan bakabilir. Namaz Vakitlerinde Yapılan Hata

Hz İsa Aleyhisselam Geri Gelecek Mi?

İsa aleyhisselamın geleceğine dair pek çok hadis var. Kur'an'dan da bazı ayetleri delil gösteriyorlar. Bütün bunların hepsine girmeyeceğim. Bir hadis yazıp peşine Maide 116 -119'yi değerlendireceğim. Bu hadiste kıyamete yakın neler olacağı anlatılıyor. Maide 116-119'ye göre İsa aleyhisselam ölmüşse bu ve ve benzeri hadislerin İsraliyat olduğunu anlayabilirsin. Yine Maide 116-119'ye göre eğer İsa aleyhisselam öldüyse, insanların İsa aleyhisselamın geleceğine dair delil aldıkları ayetlerin kendi yorumları olduğunu da görebilirsin.

Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ümmetimin hayatta bulunduğu bir zamanda deccâl çıkar ve kırk, bu kadar zaman kalır. (Râvi, Hz. Peygamber’in kırk gün mü, kırk ay mı, yoksa kırk yıl mı buyurduğunu bilemediğini söylemektedir.) Bunun üzerine Allah Teâlâ Îsâ İbni Meryem’i yeryüzüne gönderir; o da deccâli bularak ortadan kaldırır. Sonra insanlar, aralarında hiçbir düşmanlık bulunmadan yedi yıl yaşarlar. Sonra Allah Teâlâ Şam taraflarından soğuk bir rüzgâr gönderir ve bu rüzgâr kalbinde zerre kadar hayır -veya iman- bulunan yeryüzündeki bütün insanların ruhunu kabzeder. Şayet biriniz dağın içine bile girse, bu rüzgâr onu mutlaka bulup canını alır. İşte o zaman yeryüzünde kötülüklere bir kuş hafifliğiyle dalan, yırtıcı hayvan atılganlığıyla şuursuzca saldıran kimseler kalır. Bunlar ne bir iyilik tanırlar ne de bir kötülüğü yadırgarlar. Şeytan bir insan kılığına girerek onlara görünür ve:

- Dediğimi yapmayacak mısınız? diye sorar. Onlar da:

- Ne yapmamızı emredersin? derler.

Şeytan da onlara putlara tapmalarını emreder. Onlar her türlü ahlâksızlığı yapıp putlara taparken rızıkları bollaşır, hayat tarzları iyileşir. Daha sonra sûra üflenir. Onun sesini duyan herkes dehşet ve şaşkınlık içinde yıkılır kalır. Sûrun sesini ilk duyup can veren adam, devesinin havuzunu tamir eden bir kimsedir. Onunla birlikte yanındakiler de kendilerini yere atıp can verirler. Sonra Allah Teâlâ çiğ gibi -veya gölge gibi- bir yağmur yağdırır. İnsanların çürüyüp gitmiş cesetleri bununla yeniden hayat bulur. Ardından sûra bir kere daha üflenir; herkes yerinden fırlayıp kendilerine verilecek emri beklemeye başlar. Daha sonra:

- Haydi, Rabbinize gelin! denir. Meleklere de:

- Onları alıkoyun; çünkü onlar sorguya çekilecektir, denir. Daha sonra yine meleklere:

- Cehennemlikleri ayırın! buyurulur. Onlar da:

- Kaçta kaçını ayıralım? diye sorarlar.

- 1000 kişiden 999’unu, denir. İşte o gün, dehşeti yüzünden çocukların ihtiyarladığı bir gün olacaktır. O gün her şeyin ortaya çıktığı korkunç bir gündür.”

Müslim, Fiten 116

Bu resmi bir Hıristiyan sitesinden aldım.

Sayfanın başlığı "BIBLE ANSWERING QUESTIONS" İncil Soruları Cevaplıyor. Demek ki üstteki sorulara ellerindeki İncil'den cevap vermişler. Resimdeki başlık, ve ilk üç sorunun tercümesi şöyle. Onlar Allah'a Baba, isa aleyhisselama Oğul, Cebrail aleyhisselama Kutsal Ruh diyorlar.

Babaya, Oğul'a ve Kutsal Ruha dua edebilir miyiz?

1 - Baba'ya mı dua ediyoruz?

2 - İsa'ya mı dua ediyoruz?

3 - Kutsal Ruh'a dua edebilir miyiz?

Verdikleri cevap bu, Türkçesi altta.

All prayer should be directed to our triune God-Father, Son, and Holy Spirit. The Bible teaches that we can pray to one or all three, because all three are one.

To the Father we pray with the psalmist, “Listen to my cry for help, my King and my God, for to you I pray” ( Psalm 5:2). To the Lord Jesus, we pray as to the Father because they are equal. Prayer to one member of the Trinity is prayer to all. Stephen, as he was being martyred, prayed, “Lord Jesus, receive my spirit” (Acts 7:59). We are also to pray in the name of Christ. Paul exhorted the Ephesian believers to always give “thanks to God the Father for everything, in the name of our Lord Jesus Christ” ( Ephesians 5:20). Jesus assured His disciples that whatever they asked in His name—meaning in His will—would be granted (John 15:16; 16:23).

Türkçesi

Tüm dualar bizim Tanrı-Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'umuza yöneltilmelidir. İncil, üçünün bir ya da üçüne dua edebildiğimizi, çünkü üçünün de bir olduğunu öğretir.

Baba'ya Zebur'da ki “Senin için dua et, benim kralım ve Tanrı'm, dinlediğin için dua ediyorum” (Mezmurlar 5: 2) pasajıyla dua ederiz. Rab İsa’ya, Baba’ya dua ediyoruz çünkü onlar eşittir. Kutsal Üçleme'nin bir üyesine yapılan dua herkese duadır. Stephen, şehit edildiğinde, “Rab İsa, benim ruhumu al” diye dua etti (Elçilerin İşleri 7:59). Ayrıca Mesih adına dua ediyoruz. Pavlus Efes inancını her zaman “Rabbimiz İsa Mesih adına her şey için Baba'ya Tanrı sayesinde” (Efesliler 5:20) vermeleri için ikna etti. İsa, Müritlerine kendi adıyla istediklerini (O'nun isteğine göre) verileceğini temin etmiştir (Yuhanna 15:16; 16:23).

İsa Aleyhisselam Gelse Bunları Görmeyecek Mi?

Hristiyanlar İsa aleyhisselamı ilah yapmış. Bugün İsa aleyhisselamın gelmiş olduğunu farz edelim. Şu an İsa peygamber bir kiliseye gitse, benim yukarıda örneğini gösterdiğim bir internet sitesine baksa kendisinin Allah'ın oğlu yapıldığını, ona dua edildiğini, ayn şekilde Cebral aleyhisselamın da bu şirke aracı edildiğini görecekti. Bu durumda İsa aleyhisselam bütün Hristiyan alemine seslenip bunun yanlış olduğunu söyler bunu düzeltirdi. Papa Roma'da her pazar insanlara konuşma yapıyor, televizyondan canlı yayınlanıyor.

Allah İsa Aleyhisselama Bunu Soracak

Gözümüzde canlandırmaya çalışalım İsa aleyhisselam da resimde ki gibi bütün Hırıstiyan alemine içinde bulundukları şirki anlatırdı değil mi? Allah hesap günü İsa aleyhsselama bunu soracak; "seni tanrı yapmalarını sen mi söyledin" diyecek. Bakalım İsa aleyhisselam bu soruya ne cevap verecekmiş.

Maide

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

116 - Bir gün Allah, şöyle diyecektir: “Meryem oğlu İsa! İnsanlara 'Beni ve anamı Allah ile aranıza iki tanrı olarak koyun?' diyen sen misin?” İsa diyecek ki “Ben sana içten boyun eğerim. Benim doğru olmayanı söylemem olacak şey değildir. Eğer söylediysem, zaten bilirsin. Sen, benim içimdekini bilirsin ama ben senin içindekini bilmem. Bütün gaybı (her şeyin içyüzünü) bilen sadece sensin.

117 - Bana ne emrettiysen onlara onu söyledim. "Benim Rabbim ve sizin de Rabbiniz olan Allah’a kul olun" dedim. Aralarında bulunduğum sürece onlara şahittim. Beni vefat ettirdikten sonra onlar, sadece senin gözlemin altındaydılar. Her şeye şahit olan sensin.

118 - Eğer azap edersen onlar senin kullarındır. Ama bağışlarsan üstün olan sen, doğru kararlar veren sensin.”

119 - Allah diyecek ki “Bugün doğruların doğruluklarından yararlanacağı gündür. İçinden ırmaklar akan cennetler onlarındır ve ebediyen orada kalacaklardır. Allah onlardan razıdır, onlar da Allah'tan razı olacaklardır. En büyük kurtuluş işte budur.”

İsa Aleyhisselam Ölümünden Sonra İlk Konuşmayı Hesap Günü Yapacak

İsa aleyhisselam Allah'ın sorusuna Aralarında bulunduğum sürece onlara şahittim. Beni vefat ettirdikten sonra onlar, sadece senin gözlemin altındaydılar diyecekmiş. Bu cevaba göre İsa aleyhisselam Hristiyanların kendisini şirke aracı yaptığını ilk nerede öğreniyor? Hesap gününde öğreniyor. 119'a bakarsan “Bugün doğruların doğruluklarından yararlanacağı gündür diyor yani hesap günü olduğu kesin. Eğer İsa aleyhisselam dünyaya geri gelecek olsaydı 117'de ki gibi cevap vermezdi. Gelince kendisini şirke aracı yaptıklarını göreceği için hesap günü derdi ki "beni dünyaya geri gönderdiğinde beni ve annemi şirke aracı yaptıklarını gördüm, onları uyardım, inançlarını düzelttim ..." Böyle bir konuşma yapmadığına göre kendisinin şirke alet edildiğini hiç bir zaman görmemiş yani dünyaya gelmemiş, gelmeyecek demektir. Zaten Maide 117'de ki cevap da bunu söylüyor; aralarındayken ne yaptıklarını biliyordum, yani "ben yaşarken beni ilah yapmamışlardı" demek. Bu ayetler göre İsa aleyhisselam ölmüştür, ölümünden sonraki ilk konuşmayı hesap günü yapacaktır.

Allah İsa Aleyhisselamı Kendisine Yükseltmedi Mi?

İsa aleyhisselamın geri geleceğini iddia edenler Allah'ın İsa aleyhisselamı kendisine yükselttiğini söylediği ayetleri delil getiriyor.

Nisa

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

157.Bir de Meryem oğlu İsa Mesih’i; yani Allah’ın Elçisini “Biz öldürdük” demeleri vardır. Onu ne öldürdüler ne de astılar[2*] ama böyle bir şüpheye düşürüldüler[2*]. Anlaşmazlığa düştükleri bu şeyde tam bir şüphe içindedirler. Bu konuda bilgileri sadece varsayıma uymaktan ibarettir. Onu kesin olarak öldürmediler.

[1*] Ali İmran 3/55’e göre o vefat etmiştir. Zümer 39/42’ye göre vefat, işi biten ruhun bedenden ayrılmasıdır. Allah ruhu iki şekilde vefat ettirir, biri uykuya daldığında, diğeri de öldüğünde olur. Ruh, bilgisayarın işletim sistemi gibi bütün bilgileri korur. Onun için Allah, hem uyuyan hem de ölen bedenin ruhunu koruma altına alır. Uyuyan insanın ruhu, uyandığında, ölen kişinin ruhu da vücut yeniden yaratıldığında geri döner. (Bkz. Müminûn 23/100 ve Tekvîr 81/7) İsa aleyhisselam, vefatından sonraki ilk konuşmasını ahirette yapacağı için (Maide 5/117) o, ölmüştür. Dünyaya tekrar gelmesi diye bir şey yoktur.

[2*] - “ama onlar için o ona benzetildi” demek, “öldürdükleri kişi onlar için İsa’ya benzetildi.” Şüpheden kurtulamamaları bundandır.

158. Hayır! Allah, onu kendine yükseltmiştir. Allah güçlüdür, doğru kararlar verir.

Ölen Kişi Müminlerden İse Allah'a Yükselir

İmam Ahmed bin Hanbel'in Müsned'inde naklettiği uzunca bir hadiste, ölüm melekleri ölen müminlerin ruhlarını alıp Allah katına çıkardıkları, orada İlluyun'a kaydedildikleri yazar. Hadisin bir kısmı şöyle;

"Mü'min kulun dünyadan kopup, âhirete gitme zamanı geldiği zaman, gökten ona, yüzleri sanki güneş gibi beyaz melekler iner. Beraberlerinde cennet kefenlerinden bir kefen ve cennet kokularından birtakım kokular bulunmaktadır. Mü'minin göz mesafesine otururlar. Sonra ölüm meleği yaklaşır ve başucuna oturup;

'Ey güzel ve hoş can, haydi Allah'tan bir bağış ve hoşnutluğa çık gel!' der. O can, ağızdaki suyun aktığı gibi akıp kolayca çıkar. Ölüm melekleri onu alır ve elinde bir an bile bekletmeden, o kefene ve kokuların içine sarar. Bu esnada o candan, yani ruhtan, yeryüzünde bulunan misk kokularının en güzeli gibi bir koku çıkar. Ölüm melekleri onu alıp, birlikte yükselirler. Uğradıkları her melek topluluğu;

'Bu güzel ruh kimdir?' diye sordukça, onlar, hayatta iken insanların ona verdiği en güzel ismi ile, 'bu, falan oğlu falandır' diye cevap verirler. Böylece birinci göğe ulaşırlar ve kapının açılmasını isterler. Onun için göğün kapısı açılır. Her gökte, o göğün en kıymetli melekleri, bu ruhu bir sonraki göğe kadar teşyî ve ona refakat ederler. Neticede yedinci göğe gelinir. Allah Teâlâ;

'Bu kulumun kitabını, "illiyyîn"e yazın ve onu yeryüzüne geri götürün! Çünkü ben onları, yerden-topraktan yarattım, oraya geri çeviriyorum, tekrar oradan çıkaracağım' buyurur.

Bu hadise göre ölen bütün müminlerin ruhu Allah katına yükseliyor. Allahualem İsa aleyhisselamın Allah katına yükselmesi de bunun gibidir çünkü Maide 116-119. ayetlere göre İsa aleyhisselam ölmüştür.

İsa Aleyhisselamın Geleceğini Söyleyen Hadisler İsraliyattır

İsa aleyhisselamın geleceğini iddia edenler Maide 116-119'yi görmezden geliyorlar. Kur'an'ın hiç bir ayetinde İsa aleyhisselamnın geri geleceği yazmaz ama geleceğini iddia edenler, bazı ayetlerdeki ifadeleri delil kabul etmek için zorluyor. "Bununla ilgili hadisler nedir o zaman?" diyen olursa, her zaman söylediğimi söyleyeceğim maalesef hadislerimize İsraliyat karışmış. Yahudiler Muhammed aleyhisselamı kabul etmemek için İsa aleyhisselamın geri geleceğine inanıyor. Buradan bize de geçmiş. Yahudiler gerçeği gizlemek için bunu özellikle yapmış olabilir. Öyle çıkarsa hiç şaşırmam.

99 Kişiyi Öldüren Adam Hadisi

Ebû Saîd Sa`d İbni Mâlik İbni Sinân el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Vaktiyle doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı. Bu zât yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir râhibi gösterdiler.

Bu adam râhibe giderek:

- Doksan dokuz adam öldürdüm. Tövbe etsem kabul olur mu? diye sordu.

Râhip:

- Hayır, kabul olmaz, deyince onu da öldürdü. Böylece öldürdüğü adamların sayısını yüz’e tamamladı. Sonra yine yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir âlimi tavsiye ettiler. Onun yanına giderek:

- Yüz kişiyi öldürdüğünü söyledi; tövbesinin kabul olup olmayacağını sordu.

Âlim:

- Elbette kabul olur. İnsanla tövbe arasına kim girebilir ki! Sen falan yere git. Orada Allah Teâlâ’ya ibadet eden insanlar var. Sen de onlarla birlikte Allah’a ibadet et. Sakın memleketine dönme. Zira orası fena bir yerdir, dedi. Adam, denilen yere gitmek üzere yola çıktı. Yarı yola varınca eceli yetti. Rahmet melekleriyle azap melekleri o adamı kimin alıp götüreceği konusunda tartışmaya başladılar.

Rahmet melekleri:

- O adam tövbe ederek ve kalbiyle Allah’a yönelerek yola düştü, dediler.

Azap melekleri ise:

- O adam hayatında hiç iyilik yapmadı ki, dediler.

Bu sırada insan kılığına girmiş bir melek çıkageldi. Melekler onu aralarında hakem tayin ettiler.

Hakem olan melek:

- Geldiği yerle gittiği yeri ölçün. Hangisine daha yakınsa, adam o tarafa aittir, dedi. Melekler iki mesâfeyi de ölçtüler. Gitmek istediği yerin daha yakın olduğunu gördüler. Bunun üzerine onu rahmet melekleri alıp götürdü. ( Buhârî, Enbiyâ 54; Müslim, Tevbe 46, 47, 48)

Sahîh(-i Müslim)deki bir başka rivayete göre:

“O kimse iyi insanların yaşadığı köye bir karış daha yakın olduğundan oralı sayıldı.”

Sahîh(-i Müslim)deki bir diğer rivayete göre:

“Allah Teâlâ öteki köye uzaklaşmasını, beriki köye yaklaşmasını, meleklere de iki mesâfenin arasını ölçmelerini emretti. Adamın beriki köye bir karış daha yakın olduğu görüldü. Bunun üzerine affedildi.”

Bir başka rivayette ise:

“Adam göğsünün üzerinde öteki köye doğru ilerledi” denilmektedir.

Bu hadis falan değil, tarikat masalı. Aklını kullanmayanlar bu masallarla uyutuluyor. Allah yeryüzüne melekleri gönderip tiyatro mu izliyor? Tevbeyi kabul eden kim? Allah. Bir insan 100 değil 1000 kişi de öldürse sonra tevbe ederse Zümer 53'e göre Allah tevbesini kabul edeceğini söylüyor. Ölen kişinin canını almaya kimler gelir? Bu vesileyle Azrail diye bir melek olmadığını da göstermiş olurum. Herkesin canını almaya farklı melekler geliyor. Bir tane Azrail bir anda o kadar canı nasıl alıyor diye düşünmeye gerek yok.

Enam

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

61. O, kullarının üstünde tam hakimdir/egemendir! Üzerinize koruyucu/gözetleyici melekler gönderir. Nihayet sizden biriniz öleceği zaman, elçilerimiz onun ruhunu alırlar. "Ve onlar görevlerinde hiçbir kusur yapmazlar.

62. Sonra, gerçek sahipleri olan Allah katına döndürülüp götürülürler. İyi bilin ki; hüküm yalnız O’nundur ve O, hesap görenlerin en hızlısıdır!

İlk koyu yerde Allah'ın bizim üzerimizde tam hakim olduğu, öleceğimiz zaman (çoğul) melek grubunu geldiği, ruhumuzu aldığı ve bu meleklerin görevlerinde hiçbir kusur yapmadığı, son bölümde de bir konuda hüküm verenin yalnız Allah olduğu yazıyor. Buna göre Allah 99 adam öldüren kişinin tevbesini kabul ettiyse ona göre etmediyse ona göre muamele görür. Allah tevbesini kabul ettiyse de etmediyse de melekler ne yapacaklarını bilerek yeryüzüne gelir. Adam iyilerdense alırlar illiyuna kaydederler kötüyse siccine kaydederler. Canını kim alacak diye tartışma olmaz, olamaz. Allah işinde haşa hata mı eder de hem azap hem rahmet melekleri gönderir de ne olacak diye izler? Bu meleklere ne emredildiyse onu yaparlar. Enfal 50'de kafirlerin ruhlarını sırtlarına vurarak alacakları yazıyor; MELEKLER, kâfirlerin yüzlerine ve artlarına/sırtlarına vura vura: “Haydi tadın yangın azabını” diyerek canlarını aldığında, bir görseydin! Hadis denen bu metindeki tiyatro nedir? Hüküm yalnız Allah'ınken yok melekler adamın ne tarafa yakın olduğunu ölçtü, yok Allah köyleri uzaklaştırdı. Allah bir kulun tevbesinin kabul olması için bir köyü yerinden mi oynatır? Meleklerle, tevbeyle ilgili ayetleri kısaca Kur'an'ı bilmeyince masallar anlatmışlar. Eğer aklın varsa, bu tiyatroyu görüyorsundur. Son olarak bu ayeti de yazayım. meleklerin ne yapacaklarını bilerek geldiğine başka bir delil.

Hicr

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

8 - Biz melekleri sadece gerçek[*] bir iş sebebiyle göndeririz. Gönderdikten sonra da onlara artık süre tanınmaz.

[*] Örneğin Lut Kavminin yok edilmesi işi için gönderilen melekler. O melekler hem gerçek bir iş sebebiyle geldiler, hem de o iş gerçekleri açıkça ortaya çıkarmış oldu. Arapçada EL HAKKI (الحَقِّ) kelimesinin bu çift anlamlı özelliği ne yazık ki Türkçe bakımından mümkün değildir. Örneğin Kur’an-ı Kerim hem bir gerçektir hem de gerçekleri gösterir. Bu nedenle çeviri genelinde EL HAKKI geçen ayetlere parantez veya dipnot ile açıklama getirme ihtiyacı oluşmuştur.

Sen Kendini Değiştirmezsen Allah Bu Toplumu Değiştirmez

Sanırım hadis inkarcısı olmadığım, uydurma hadislerin temizlenmesi gerektiğinin söylediğim anlaşılmıştır. İslam dünyası Yahudilerin Hıristiyanların altında zulüm görüyor. Peygamberimiz ise çok kısa bir sürede Mekke'ye hakim oldu. İslam kısa sürede yeryüzüne yayıldı çünkü o zaman Kur'an'a uyuyorlardı. Şimdi ise hurafeler, uydurma hadisler, yanlış mezhep görüşlerinden oluşan karma karışık bir dinimiz var. Aklını kullanan, Kur'an'a ve gerçek sünnete dönecek nesillere ihtiyacımız var. Bugün birçok tarikat ve cemaat için İmamı Rabbani'nin Mektubat kitabı daha ön plandadır. Bir sıkıntısı oldu mu Mektubat'a bakarlar. Kimsenin aklına Kur'an'a ve gerçek, sahih sünnete bakmak gelmez. İmam Rabbanı'nin lazım olan her şeyi yazdığına inanırlar. Kimse o görüşlerin Kuran'a aykırı olup olmadığını kontrol etmeyi düşünmez çünkü kimse İmam Rabbani'nin hata yapmış olabileceği ihtimalini düşünmüyor. Kur'an'da bazı fiillerin anlamını bile kaydırmışlar, peygamberimizin adına bir sürü hadis uydurmuşlar yukarıda örneğini gösterdim. Buna karşın müslümanlar halinden memnun. Her şey yolundaymış gibi anlamadan Kur'an okuyor, problemlerine evliya, mezhep kitaplarından çare arıyor, menkıbe, hikaye, masal vs dinliyor. Sen kendini değiştirmezsen Allah bu toplumu değiştirmez.

Rad

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

11. İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirip düzeltmedikçe Allah onların durumunu değiştirip düzeltmez. Allah, suçlu bir kavmi cezalandırmak diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiç bir yardımcı da yoktur.