Şefaat Nedir?

Sayfa Başlıkları

Şefaat Nedir?

Şefaat, şef' kökünden türemiştir. Sözlük anlamı, "çift olmak, bir şeyi benzeri olan başka bir şeye eklemek" demektir. Şefaat aynı zamanda aracı olma anlamına da gelir. Bunu Nisa seksen beşinci ayette görüyoruz. Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay vardır. Bu ayetin Arapçasında "kim güzel bir işe şefaat ederse" ifadesi var. Benim bu sayfada ele alacağım konu ahirette şefaatin hangi anlamı esas olacak? Peygamber aleyhisselamdan geldiği iddia edilen bir hadis var. Şöyle; “Kıyamet günü üç zümre şefaat eder: Peygamberler, sonra âlimler, sonra da şehidler.” (İbn-i Mâce, Zühd, 37) Bu üç zümre nasıl şefaat edecek diye sorunca "Allah'a aracı olacaklar, cehenneme giden müminlerin cehenneme gitmesini önleyecekler" diye cevap veriyorlar. Bu hadis kitaplarda yazıyor ama buna tam zıt hadisler de var. Bu hadiste peygamber aleyhisselam - şefaat edecekler içinde ilk sırada peygamberleri söylemiş görünüyor. Peygamber aleyhisselam da şefaat edecekse alttaki hadisi ne yapacağız?

"Kendinizi Cehennemden Kurtarınız!"

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

“Yakın akrabalarını uyar!” [Şu`arâ sûresi (26), 214] âyeti nâzil olunca, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Kureyş kabilesini toplantıya çağırdı. Onlar da geldiler. Peygamber aleyhisselâm kimine genel, kimine de özel olarak şöyle hitâb etti:

“Ey Abdüşems oğulları! Ey Ka`b İbni Lüey oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Abdümenâf oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Hâşim oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Abdülmuttalib oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Fâtıma! Kendini cehennemden kurtar! Çünkü sizi Allah’ın azâbından kurtarmaya benim gücüm yetmez. Ama aramızdaki akrabalık bağı sebebiyle sizinle ilgimi kesmeyeceğim.”

Müslim, Îmân 348, 351. Ayrıca bk. Buhârî, Tefsîru sûre (26) 2; Tirmizî, Tefsîru sûre (27) 2; Nesâî, Vesâyâ

Hadisin Açıklaması

Riyazus Salihin'e şerh yazanlar bu hadisi yazdıktan sonra şöyle bir açıklama yapmış;

Hadisin bazı rivayetlerine göre Efendimiz akrabalarına hitaben: “Kendinizi Allah’tan satın alın! Yoksa sizi Allah’ın azâbından kurtarmak elimden gelmez” buyurmuştur. Efendimiz’in bu uyarısı ne kadar anlamlıdır! Bugün öyle kimseler vardır ki, benim babam hâfızdı. Dedem büyük âlimdi. Büyük annem şöyle Kur’ân-ı Kerîm okurdu diye onlarla iftihar ederler ve bu sözlerle dindar olduklarını anlatmaya çalışırlar. Böyle dindar insanların soyundan geldikleri için âhiret hayatını garantiye aldıklarını zannederler. Halbuki Peygamber Efendimiz en yakın akrabalarına “Kendinizi Allah’tan satın alın! Yoksa sizi Allah’ın azâbından kurtarmak elimden gelmez” diye seslenmekte ve kendisine güvenmemelerini hatırlatmaktadır. O dehşetli kıyamet gününde kimsenin kimseye fayda vermeyeceği bir gerçektir. Bu acı gerçeği unutmamak gerekir.

Hesap Günü Şefaat Var Mı?

Üstte koyu belirttiğim yerde İmam Nevevi kıyamet günü kimsenin kimseye fayda vermeyeceğini hatırlatmış. Bu konudaki ayetleri de yazayım, üstteki iki hadisi öyle değerlendireyim.

Bakara

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

254. Müminler! Size rızık olarak ne vermişsek, ondan hayra harcayın. Bunu; alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden yapın. Bunları görmemekte direnenler yanlışlar içindedirler. .

Bu ayet daha dikkat çekici.

Bakara

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

123 - Öyle bir günden çekinip korunun ki o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmeyecek, kimseden tazminat kabul edilmeyecek, şefaatin kimseye faydası olmayacak ve kimseye yardım edilmeyecektir.

Ben şefaati inkar etmiyorum. Şefaat yoktur demiyorum ama Allah üstteki iki ayette hesap günü şefaatin olmadığını söylüyor. Ahirette şefaat olacak ama hesap günü değil. Hesap meydanında kimse kimseyi cehennemden kurtaramayacak. Burada dikkat etmemiz gereke en önemli ayrıntı hesap gününde mahşer meydanında şefaat yok. Bir ayet daha göstereyim.

Lokman

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

33 - Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ana babanın evladı için; evladın da anası ve babası için bir ödeme yapamayacağı günden korkun. Allah'ın sözü gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. O çok aldatan (şeytan) da sizi Allah ile aldatmasın.

“Kıyamet Günü Üç Zümre Şefaat Eder" Hadisi Uydurmadır

Üstteki ayetlerin hepsini beraber düşünelim. Bir insana en yakını anne babası oğlu kızıdır, istisnalar olabilir. Koyu belirttiğim yerde Allah öyle bir günden bahsediyor ki o gün anne baba çocuklarına, çocuklar da anne babasına hiç bir yardım da bulunamazmış. O güne hesap günü diyoruz. Amellerimiz tartılacak cennetlik mi cehennemlik mi olduğumuz belirlenecek, bunlar yapılırken kimse kimseye yardım edemeyecek. Peygamberimizin hadisinde kızı Fatıma'ya söylediği Ey Fâtıma! Kendini cehennemden kurtar! Çünkü sizi Allah’ın azâbından kurtarmaya benim gücüm yetmez sözü bu ve benzeri ayetlere dayanıyor olsa gerek. Allah ayetlerde hesap günü kimse kimseye bir şey yapamaz diyor. Aynısını peygamberimizin - aleyhisselam - hadisinde görüyoruz o zaman peygamberimizin söylediğini iddia ettikleri “Kıyamet günü üç zümre şefaat eder: Peygamberler, sonra âlimler, sonra da şehidler” hadisi uydurmadır. Bunları yazarken özellikle "hesap günü, mahşer meydanı" ifadesine vurgu yaptım. Bu hadis doğruysa üstteki ayetler ve diğer hadis yanlıştır. Ayetlerde yanlışlık olmayacağına göre o zaman bu hadis uydurmadır. Hesap günü şefaat yoktur. Hiç kimse amelleri cehennemlik olan bir mümini Allah'a rica ile cennete aldıramaz. Allah böyle bir mümini eğer şirke girmediyse affedebilir, bu ayrıdır. Şefaat başka bir şey ona birazdan değineceğim. Ayetlerde hesap günü şefaatin olmadığını, anne babanın çocukları, çocukların da anne baba için bile bir şey yapamayacağını aklımızda tutarak iki hadise daha bakalım.

Hesap günü Kimse Hesaba Çekilmeden Yerinden Kımıldayamaz

Ebû Berze Nadle İbni Ubeyd el-Eslemî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Hiçbir kul, kıyamet gününde, ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne gibi işler yaptığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, vücudunu nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz.

Tirmizî, Kıyamet 1

Peygamber aleyhisselam kısaca kimse hesaba çekilmeden bulunduğu yerden kıpırdayamaz diyor. Aklımızın yettiği ölçüde düşünürsek biz de "hesap günü zaten böyle olmalı, kimse hesabını vermeden bir yere gidemez" diyebiliriz. Hesap günü görevli melekler insanları ilgili yerlere götürmekle görevli olacaklar. Böyle bir ortamda kim kendi başına hareket edebilir? Biraz aşağıda hesap günü sırayla ne olacağından da bahsedeceğim. Bunlar orada daha da netleşecek.

Şefaat-i Uzma -Büyük Şefaat- Hadisi ve Tutarsızlıkları?

Şefaati Uzma büyük şefaat dedikleri başka bir hadis var, o hadise göre de hesap günü bütün insanlar peygamber peygamber gezecek, şefaat dilenecek.

“Kıyamet gününde, insanlar birbirlerine girecekler. Hz. Adem’e (as) gidip: “Evlatlarına şefaat et!” diye talepte bulunacaklar. O ise: “Benim şefaat yetkim yok. Siz ilk gönderilen Resul olan Nuh’a (as) gidin” diyecek. (Bazı rivayetlerde Hz. Nuh zikredilmemiştir).

Bunun üzerine Hz. Nuh’a (as) gidecekler. O da : “Ben yetkili değilim! Ancak, siz İbrahim’e (as) gidin! Çünkü o Halilullah’tır” diyecek.

İnsanlar Hz. İbrahim’e (as) gidecekler. Ancak o da: “Ben yetkili değilim! Ancak Hz. Musa’ya (as) gidin. Çünkü o kelimullah’tır” diyecek.

Bunun üzerine insanlar Hz. Musa’ya (as) gidecekler. O da “Ben yetkili değilim! Ancak Hz. İsa’ya (as) gidin. Çünkü O Ruhullah’tır ve onun kelimesidir!” diyecek.

Bunun üzerine ona gidecekler. O da: “Ben buna yetkili değilim. Lakin Muhammed’e (asm) gidin!” diyecek. Böylece bana gelecekler. Ben onlara: “Ben şefaate yetkiliyim!” diyeceğim. Rabbimin huzuruna çıkmak için izin talep edeceğim. Bana izin verilecek. Önünde durup Allah’ın ilham edeceği ve şu anda muktedir olamayacağım hamdlerle Allah’a hamdü senada bulunacak, sonra da Rabbime secdeye kapanacağım.

Rab Teala: “Ey Muhammed, başını kaldır! Dilediğini söyle, söylediğine kulak verilecek. Ne arzu ediyorsan iste, talebin yerine getirilecektir! Şefaatte bulun, şefaatin kabul edilecektir!” buyuracak.

Ben de: “Ey Rabbim! Ümmetimi, ümmetimi istiyorum!” diyeceğim. Rab Teala: “(Çabuk onların yanına) git! Kimlerin kalbinde buğday veya arpa tanesi kadar iman varsa onları ateşten çıkar!” diyecek. Ben de gidip bunu yapacağım!....”

(Buhari, Tevhid 36, 19, 37; Müslim, İman 322)

Birinci Tutarsızlık

En baştan beri hep "mahşer meydanı, hesap günü" ifadesine vurgu yapıyorum. Üstteki hadis hesap günü insanların peygamber peygamber gezeceğini anlatıyor ama hadisin sonuna bakarsan Allah peygamber aleyhisselama Kimlerin kalbinde buğday veya arpa tanesi kadar iman varsa onları ateşten çıkar!” diyecek yazıyor. Hani hesap günü mahşer meydanında peygamber peygamber geziyordu bu insanlar? Hangi ara ateşe girdiler?

İkinci Tutarsızlık

Hadisin bu versiyonunda yok ama diğer versiyonlarda her peygamber dünyada işlediği günahı bahane ederek insanların şefaat talebini geri çeviriyor. Mesela Adem peygamber şöyle diyor; "Ben buna ehil değilim!’ der ve onlara işlemiş olduğu o ağaçtan yeme hatasını dile getirir" hadisteki insanlar hangi peygamberin yanına gitse böyle bir cevap alıyor. Mahşer meydanında herkes, cennetlikler bile peygamber peygamber geziyor ama o gün Allah büyük günah işlemeyen ve şirke girmeyenleri affedecek. Normal sıradan insanlardan cennete gidenler bile cehenneme ait bir ses dahi duymadan doğrudan cennete gidecek. Sıradan insanlar cehenneme ait bir ses dahi duymayacaksa peygamberler nasıl olur da "ben dünyada şu günahı işledim" der ve bu kadar kendilerine ne yapılacağını bilemez halde olurlar? Ayeti tekrar yazayım.

Enbiya

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla

101 - Yaptıklarının en güzeli ile karşılanma sözü verilenler[*] ise cehennemden uzak tutulacaklardır.

[*] Bunlar büyük günahlardan uzak duran kişilerdir.Bkz: Nisa 4/31, Necm 53/32

102 - Cehennemin hışırtısını bile duymayacak, onlar da canlarının çektiği nimetler içinde ölümsüzleşeceklerdir.

103 - O en büyük korku bile onları üzmeyecek: onları Melekler karşılayarak “İşte size söz verilen gün bugündür” diyeceklerdir.

Üçüncü Tutarsızlık

Bu ve benzeri hadislerdeki her peygamber "ben şu kabahati işledim ben bir şey yapamam" diyor, Allah bu peygamberlerin hatalarını bağışlamadı mı? Kur'an'ı okuyunca yanlış yapan her peygamberin affedildiğini görüyoruz. Adem aleyhisselam yasak ağaçtan yedi ama sonra tevbe etmedi mi? Musa aleyhisselam birine yumruk atmıştı adam öldü, bilerek, isteyerek yapılmış bir hareket değil. Yunus aleyhisselam görev yerini terk etti sonra denize atıldı ve balık yuttu. Ama hemen tevbe etti ve Allah da kabul etti. Kur'an hepsini anlatıyor. Bütün peygamberler affedilmiş ama üstteki hadise göre hala kabahatliler. Hz Muhammed'i yüceltmek için ne diye bütün peygamberleri kabahatli gösterirler?

Dördüncü Tutarsızlık

Bu rivayette bütün insanlar mahşer meydanında hem konuşuyor hem de geziyor. Peki o gün buna izin var mı? Üstte gösterdiğim hadis ne olacak. O hadise göre mahşer meydanına kimse sorguya çekilmeden kımıldayamaz.

“Kıyamet gününde, bir kul şu dört şeyden sorguya çekilmeden bir tarafa adım atamaz: Ömrünü nerede tükettiğini, gençliğini nerede eskittiğini, malını nereden kazanıp nerede harcadığını ve öğrendiği ilmiyle neler yaptığını...”

(Krş. Tirmizi, Kıyamet, 1, IV, 612; Mecmau’z-zevaid, 10/346).

İnsanlar bu dört şeyden sorguya çekilmeden kımıldayamayacaksa nasıl olur da bütün herkes peygamber peygamber dolaşır? Kıyamet günü ancak Allah'ın izin verdiği insanlar konuşabilecek, onlar da doğruları söyleyecek. Nebe, Kehf ve Kıyame surelerindeki ayetleri de yazayım, resim netleşsin. Hepimiz teker teker Allah'ın huzuruna alınacağız, neler yaptığımız bize tek tek bildirilecek. Bütün bu süreçte Allah'ın izin verdikleri dışında kimse konuşamayacak. Alttaki üç surenin ayetlerini beraber düşününce kimsenin peygamber peygamber gezip şefaat araması mümkün değildir.

Nebe

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

38. Ruhların[*] ve meleklerin saflar halinde ayağa kalkacağı günde Rahman’ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşmayacak; konuşan da doğru konuşacaktır.

[*] Buradaki ruh ile kastedilen insanlar ve cinlerdir. Allah Teala şöyle demiştir: Herkesi toplayacağı gün Allah şöyle diyecektir: “Ey cinler! İnsanlarla çok bağlantılar kurdunuz.” Onların insan dostları diyecekler ki: "Rabbimiz! Birimiz diğerinden yararlandı. Nihayet bize biçtiğin sürenin sonuna vardık." Allah şöyle diyecek: “Yeriniz, içinde ölmeyeceğiniz ateştir. Koyduğum kurala uymuş olanlarınız başka! Senin Sahibin doğru karar verir, her şeyi bilir. (En’âm 6/128) Melekler, Allah tarafından görevlendirilmiş mümin cinlerdir. Bu âyete göre o gün onlar da ayağa kalkacaklardır.

Burada meleklerin ayrıca zikredilmesi, onların da sorumlu varlıklar olduklarını vurgulamaktadır.

Alttaki ayetlerde kaçıp sığınacak hiç bir yer olmadığını görüyoruz. Herkes Allah'ın huzuruna çıkarılacak.

Kıyame

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

10. İnsan o gün: "Kaçıp sığınılacak yer nerede?" der.

11. Hayır! Artık sığınılacak yer kalmamıştır.

12. O gün, varıp durulacak yer Rabbinin huzurudur.

13. Neye öncelik verdiği neyi ertelediği o gün insana tek tek bildirilir.

Kehf

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

47. Dağları yürüteceğimiz gün yeri çıplak (bitkisiz) bir halde göreceksin. Bir tek eksik bırakmadan onları bir araya toplamış olacağız.

48. İnsanlar sıralar halinde Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. (Onlara denir ki) "Karşımıza, ilk yarattığımız gibi (tek tek) geldiniz. Aslında sizin için buluşma yeri ve zamanı belirlemeyeceğimizi sanmıştınız."

49. Defterleri önlerine konur. Günahkarların, defterde olanlardan korkuya kapıldıklarını görürsün. Derler ki "Eyvah! Bu nasıl defter ki küçük büyük bırakmadan hepsini sayıp dökmüş.“ Yaptıkları her şeyi karşılarında hazır bulurlar. Senin Rabbin kimseye yanlış yapmaz.

Beşinci Tutarsızlık

Hadis denen bu metin müslümanlar tarafından kıyamete kadar nesilden nesile aktarılarak bilinecek değil mi? Bu hadis doğru olsa, hesap günü mahşer meydanında müslümanlardan bu hadisi bilenler epey bir kişi olur. Bu insanlar diğer peygamberlerin şefaat etmeyeceğini bile bile ne diye peygamber peygamber gezsinler? Derler ki "ey millet diğer peygamberler şefaat etmeyecek doğrudan Hz Muhammed'e gidin."

Hesap Günü Şefaatin Olmadığını Gösteren Hadisler

Bir hadis daha göstereyim, peygamber aleyhisselam hesap günü ümmeti için endişelenecek ama bu hadise göre Allah "onlara şefaat et, şefaatin kabul edilecek" demiyor.

İbni Abbâs radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, va’z etmek üzere aramızda doğrulup ayağa kalktı ve şöyle buyurdu:

“Ey insanlar! Şüphesiz ki siz yalınayak, çıplak ve sünnetsiz olarak Allah’ın huzuruna toplanacaksınız. ‘İlk defa yoktan var ettiğimiz gibi yeniden yaratacağız, bu va’dimizdir. Biz gerçekten bunu yapmaya muktediriz’ [Enbiyâ sûresi (21), 104]. Haberiniz olsun! Kıyamet günü insanların ilk giydirileni İbrahim aleyhisselâm’dır. Haberiniz olsun! Ümmetimden bir takım kimseler getirilip sol tarafa, cehennem tarafına sevk edileceklerdir. Ben:

– Ey Rabbim! Bunlar benim ashâbım, benim ümmetim, derim. Bunun üzerine:

- Sen, bunların senden sonra ne bid’atler ortaya çıkarıp ne kötülükler yaptıklarını bilmezsin, denir. Bunun üzerine ben, sâlih kul İsâ aleyhisselâm’ın dediği gibi derim:

“Ben aralarında bulunduğum sürece durumlarını gözettim; fakat sen beni öldürüp aralarından alınca, onların denetleyicisi ve gözetleyeni sadece sen oldun. Sen her şeye hakkıyla şâhitsin. Onları cezalandıracaksan şüphesiz ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlayacaksan, mutlak güçlü ve hikmet sahibi ancak sensin” [Mâide sûresi (5), 117-118]. Bunun üzerine bana şöyle denilir:

Gerçekten onlar, sen kendilerinden ayrıldığından beri, topukları üzerinde geri dönüp, dindarlıktan dinsizliğe yönelmeye devam ettiler.”

Buhârî, Enbiyâ 8, Rikâk 45; Müslim, Cennet 58. Ayrıca bk, Tirmizî, Kıyâmet 3; Nesâî, Cenâiz 119

Bu hadiste peygamber aleyhisselamın insanları kurtaracağına dair bir işaret var mı? Bir başka hadis daha göstereyim;

Abdullah İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

- “Bana Kur’an oku!” buyurdu. Ben:

- Ey Allah’ın Resûlü, Kur’an sana indirilmişken ben mi sana Kur’an okuyayım? dedim. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

- “Kur’an’ı başkasından dinlemekten pek hoşlanırım” buyurdu.

Bunun üzerine ben kendilerine Nisâ sûresini okumaya başladım.” “Her ümmetten bir şâhit getirip seni de bütün bunlara şâhit tuttuğumuz zaman onların durumu nice olur?” anlamındaki âyete [Nisâ sûresi (4), 41] geldiğimde:

- “Şimdilik yeter!” buyurdu. Bir de baktım Resûlullah, iki gözü iki çeşme ağlıyordu.

Buhârî, Tefsîru sûre (4), 9, Fezâilü’l- Kur’ân 33, 34; Müslim, Müsâfirîn 247. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, İlim 13; Tirmizî, Tefsir 5

Hesap Gününün Gerçekten Farkında Mıyız?

Hesap günü adını duyup da gözleri dolan, nasıl hesap vereceği endişesi taşıyan müslüman oranı kaçtır? Peygamberimiz aleyhisselam kendisinin bütün herkese son nebi olarak şahit getirileceği için ağladığı zamanlar olmuş. Hesap günü şefaat etme hakkı olsa ağlar mı? Bizler maalesef hesap gününün ciddiyetinin farkında değiliz. Birileri bize şefaat edecek biz de sıkıntısız cennete gireceğiz zannediyoruz halbuki peygamber aleyhisselam diğer hadiste bütün akrabalarına Kendinizi cehennemden kurtarın! Çünkü sizi Allah’ın azâbından kurtarmaya benim gücüm yetmez diyor. Zaten Bakara 254. ayette Ey iman edenler! Hiç bir alışverişin, hiç bir dostluğun ve hiç bir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, yapacaklarınızı yapın diyor. O zaman hala "hesap günü şefaat olacak, bazı insanlar cehenneme gidecek müslümanları cennete alacak" demek allahualem Kur'an'ı ve sünneti inkar olur. Şefaat olacak ama daha sonra.

İstersen Hesap Günü'yle ilgili ayetleri buradan okuyabilirsin hesap-günü-ile-ilgili-ayetler

Şefaat Ne Zaman Nasıl Olacak?

Şefaat şirke girmemiş ama büyük günahlar yapmış ama tevbe etmeden ölmüş müminlerin cehennemde cezaları dolduktan sonra cennetteki akrabalarının yanına yerleştirilmesidir. Şefaat'ın kelime anlamını bir daha hatırlatayım; şef' kökünden türemiştir. Sözlük anlamı, "çift olmak, bir şeyi benzeri olan başka bir şeye eklemek" demektir. Diyelim mümin karı koca dünyada şirke girmedi ama koca büyük günahlardan yaptı ve tevbe etmeden öldü. Bu adamın günahları sevapları mizanda tartılınca günahları ağır çıkarsa cehenneme gider. Cezası dolunca karısına kocasını yanına alma hakkı verilir. Kadın kocasına şefaat etmiş olur. Aynısı cennette de olur. Karı koca dünyadaki amellerine karşılık cennette farklı makamlarda olursa, kimin makamı yüksekse daha düşük makamdaki eşini yanına alır, daha doğrusu ona bu hak verilir. Şefaat budur? Burada da müslümanlar cehenneme girecek mi girmeyecek mi tartışması çıkıyor. Ona da bakalım, ilgili ayetleri peş peşe sıralayınca şefaat daha iyi anlaşılacaktır.

Müslümanlar Cehenneme Girecek Mi?

Hepimizin her an yaptıkları, söyledikleri kaydediliyor.

Kaf

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

16. Ant olsun insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz. Biz ona, şah damarından daha yakınız/içinden geçenleri de biliriz.

17. Onun sağında ve solunda oturan iki kaydedici (melek) de kaydetmektedir.

18. Her ne söz söylerse, mutlaka onun yanında hazır bir gözcü vardır.

Hesap günü bütün her şeyimizin kaydedildiği bu defteri karşımıza koyacaklar.

İsra

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

13 -Her insanın tâirini (uçup gider sandığı işlerini) boynuna bağladık. (Mezardan) kalkış günü ona ait bir defter çıkarırız. Açılmış bir şekilde onu karşılar.

14 - Ona şöyle denir: “Defterini oku; bugün kendi hesabını kendine vermen yeterlidir”.

O Gün Tartı Haktır

Bu defterdeki günahlarımız ve sevaplarımız tartılacak hangisi ağırsa ona göre karşılık bulacağız. Allah diyor ki o gün tartı haktır yani gerçektir yani kesin olacaktır.

Araf

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

8 - O gün tartı kurulacağı gerçektir. İyilikleri ağır basanlar, umduklarına kavuşacak olanlardır.

9 - İyilikleri hafif gelenler ise ayetlerimiz karşısında yanlış davranmaları sebebiyle zararı kendi vücutlarına vermiş olurlar.

Şirke Giren Her Şeyini Kaybeder

Bu ayeti okuyunca karamsar olmaya gerek yok çünkü Allah eğer şirke girmezsek diğer günahlarımızı bağışlayabileceğini söylüyor. Ama eğer bir mümin şirke girer ve tevbe etmeden ölürse yaptığı her şey toz olur gider.

Nisa

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

48 - Allah, kendisine ortak koşulmasını (şirki) bağışlamaz. Bunun altında olanları, gerekeni yapan kişi için bağışlar[*]. Kim Allah'a ortak koşarsa, O’na büyük bir iftirada bulunmuş olur.

[*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şeyi var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. (Müfredât). Bir şeyi insanın var etmesi için çalışması gerekir. Şirkten uzak kalan ve büyük günahlardan kaçınan (Nisa 4/31, Necm 53/31-32) veya günah işledikten sonra tevbe edip kendilerini düzeltenler (Furkan 25/68-71) ile sevapları günahlarından fazla olanlar doğrudan cennete gider, cehennemin hışırtısını bile duymazlar. (Enbiya 21/101-102) Günahları sevaplarından fazla olanlar da cehenneme giderler. (Araf 7/9, Meryem 19/71-72, Meryem 19/86-87, Müminun 23/103-104, el-Karia 101/8-11 ) Bunlar, cezalarını çektikten sonra cennetteki yakınlarının yanına yerleştirilirler. (Tûr 52/21)

Ayrıca Allah eğer büyük günahlardan kaçarsak küçük günahlarımızı görmeyeceğini söylüyor.

Nisa

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

31 - Size konan yasakların büyüklerinden kaçınırsanız kabahatlerinizi örter, sizi şerefli bir yere yerleştiririz.

Büyük Günahlar Nelerdir?

Peygamber aleyhisselam büyük günahları bildirmiş. Bu hadis sahih midir diye aklına soru gelen olursa, peygamberimizin saydığı günahların Kur'an'da geçen büyük günahlar olduğu açık. Kur'an'ı bir kaç kez anladığı dilde okuyanın bu ayetleri görmüş olması gerekir.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

- "Yedi helâk ediciden kaçının!" Sahâbîler:

- Ey Allahın Resûlü! Bunlar nelerdir? diye sordular. Hz. Peygamber:

- "Allah'a ortak koşmak, sihir (büyü) yapmak, Allah'ın haram kıldığı bir nefsi haksız yere öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaş meydanından kaçmak, evli, namuslu ve hiç bir şeyden haberi olmayan kadınlara zina isnad etmektir,” buyurdu.

Buhârî, Vasâyâ 23, Tıb 38, Hudûd 44; Müslim, Îmân 145. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vasâyâ 10; Nesâî, Vasâyâ 12

Bu Ayetler Müslümanlara Müjdedir

Eğer şirke girmezsek ve büyük günahları da yapmazsak Allah küçük günahlarımızı görmeyecek yani bizi sıkıntısız bir şekilde cennetine kabul edecek demektir. Şirke girmemiş, büyük günah da işlememiş bir müminin tartıya girmesine gerek var mı? Tartının olacağı ayetine aykırı bir şey söylemiyorum. Allah böyle bir müminin küçük günahlarını bile görmeyeceğini söylüyor. Sevap günah tartısının sonucu baştan belli. Bu mümin için tartı kurmaya gerek bile yok.

Kafirlere Tartı Kurulmayacak

Bir de Allah'ın onlar için tartı kurmayacağım dediği diğer insanlar var, onlar da kafirler.

Kehf

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

103 - De ki "İşleri en büyük zararla kapanacakları size haber vereyim mi?

104 - Dünya hayatında güzel iş yaptıklarını sandıkları halde çalışmaları hedefinden şaşanlardır."

105 - Onlar, Rablerinin âyetlerini ve O’nunla karşılaşmayı göz ardı etmekte direnenlerdir. Bu yüzden yaptıkları işler boşa gider. (Mezardan) kalkış gününde onlar için artık tartı kurmayız “

Hesap Günü Günah Sevap Tartısı Kimin İçin Kurulacak?

Üstteki ayette kafirlere tartı kurmayacağını söyledi. Nisa 48'de şirke giren müminleri affetmeyeceğini söyledi yani bu gruba tartı kurulmasının anlamı yok çünkü şirke girip tevbe etmeden ölen müminin her şeyi uçar gider. Allah Nisa 31'de de büyük günah işlemeyen müminlerin küçüklerini görmeyeceğini söyledi. Küçük günahı dahi hesaba katılmayacak birinin tartıya girmesine gerek yok. Diğer yandan Araf 8'de de "günah sevap tartısı haktır" diyor. O zaman tartı kimin için kurulacak? Tartı şirke girmemiş ama büyük günahlar yapmış ve tevbe etmeden ölmüş müminler için kurulacak. Büyük günahları yapanların küçük günahları da hesaba katılacak. Bu durumda günahı sevabından çok olan müminler cezalarını çekmek üzere cehenneme girecek.

Günahkar Müminlerin Cehennemde Şefaat Hakkı

Alttaki ayetlerde cehenneme giren günahkarların şefaat hakkına sahip olacağı bildiriliyor.

Meryem

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla

85 - Allah’tan çekinerek korunanları[1*], Rahman’ın huzurunda, seçkin heyetleri ağırlar gibi[2*] topladığımız günde,

[1*] Müttaki: Allah’tan çekinerek korunanlar, kendini(fıtratını) bozmayanlar. Bkz Bakara 2/2.

[2*] Bu ağarlamanın nasıl olacağı Zuhruf 43/67-73 ayetlerinde anlatılmaktadır.

86 - Günahkarları, suya koşarcasına cehenneme sevk edeceğiz.

87 - (Orada) Rahman’dan söz almış olanlar[1*] dışında kimse şefaat hakkına sahip olamayacaktır[2*].

[1*] Şirk günahı işlememiş olanlar

[2*] Allah ile aralarına koyduklarını yardıma çağıranlar, şefaatten yararlanamazlar; oysa bilerek doğruya şahitlik edenler öyle değildir.

Seksen yedinci ayette görüldüğü üzere Allah'tan söz alanlar şefaat hakkına sahip olacak. Söz alanlar şirke girmemiş müminlerdir çünkü Allah Nisa kırk sekizde şirk günahı dışındaki günahları bağışlayacağını bildirmiş. Bu ayet açıkça cehenneme giden günahkarların şefaat hakkına sahip olacağını söylüyor. Müminler günahları kadar cehennemde kaldıktan sonra cennetteki yakınlarının yanına gönderilecek. Bunu yapacak olanlar meleklerdir. Melekler cehennemde cezası dolan müminleri cennetteki yakınlarının yanına götürecek. Aynı şekilde cennette farklı makamlarda olan aile bireylerini de melekler en üst makamdaki aile bireyinin yanında toplayacak. Alttaki ayetlerde meleklerin şefaat edeceğini görebiliriz.

Enbiya

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla

26 - "Rahmân, çocuk edindi" dediler. O, böyle şeylerden uzaktır, yücedir. Hayır, (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır.

27 - Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle iş görürler.

28 - Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun korkusuyla titrerler.

Şefaatin anlamını mahşer günü insanları cehenneme gitmekten kurtarmak diye alırsak üstteki ayeti nasıl değerlendireceğiz? Yirmi yedinci ayette meleklerin Allah'tan önce söz söylemediği ve hep Allah'ın emriyle iş gördükleri yazıyor. Yirmi sekizinci ayetin sonunda meleklerin Allah'tan çok korktukları da yazıyor. Böyle bir haldeyken, bir iş yapmak için Allah'tan emir bekleyen melekler hesap günü, mahşer meydanında nasıl diyecekler ki "biz şu kullara şefaat edelim."? Meleklerin Allah'ın razı olduğu kişilere şefaati cehennemde cezası dolan müminleri cennetteki yakınlarının yanına götürmesi şeklindedir. Bir mümin şirke girmeyip büyük günahlar yapsa da, tevbe etmeden ölüp cehenneme girse de Allah sonunda ondan razı olur çünkü Nisa kırk sekizde şirk günahı işlemeyenleri affedeceğini söyledi. Bunu alttaki ayette de görebiliriz. Meal Süleymaniye Vakfına ait. Açıklamada bu sayfada yazdıklarımın bir özeti var.

Necm

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla

26 - Göklerde çok melek var ama onların şefaati (desteği) işe yaramaz. İşe yaraması için Allah’ın tercih ettiği kişiye, O’nun izni ve rızası ile olması gerekir.[*]

[*] Şefaat, şef’ (الشَّفْع) kökünden iki şeyin yan yana olması, tek olmaması demektir. Birinin işini görmek için onunla birlikte gitme anlamına da gelir(Mekâyîs, Müfredât). Bu dünyada bu tür destekler olabilir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Her kim iyiliğe şefaat ederse (destek verirse) ondan ona pay vardır. Kim de kötülüğe şefaat ederse ondan da sorumluluğu olur. Allah her şeyi korur ve kollar.” (Nisa 4/85) Bu dünyada meleklerin insanlara böyle destekleri olabilir. Bunu şu âyetten öğreniyoruz: “Karanlıklardan aydınlığa çıkasınız diye Allah ve melekleri size destek vermektedir. O’nun inanıp güvenenlere ikramda bulunur.” (Ahzab 33/43) Bu âyet, Allah’ın onayı olmadan meleklerin kimseye destek veremeyeceğini bildirmektedir.

Türkçe’de şefaat, Allah’ın yanında birine arka çıkma ve yardımcı olma anlamında kullanılır. Mahşer yerinde böyle bir şefaat olmayacaktır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Öyle bir günden çekinin ki, o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmez, kimseden şefaat kabul edilmez, kimseden fidye alınmaz ve kimseye yardım edilmez.” (Bakara 2/48)

Ahiretteki şefaat ancak, cehennemde cezasını çekmiş olanların, Cennetteki yakınları tarafından kabul edilmesi şeklinde olabilir. İlgili âyetler şöyledir: "Rabbine and olsun ki onları, şeytanlarla birlikte toplayacağız. Sonra diz çöktürerek alevli ateşin (cehennemin) çevresine getireceğiz. Sonra her toplumdan Rahman’a en sert baş kaldıranları çekip ayıracağız. Cehennemde kızarmayı en çok kimin hak ettiğini iyi biliriz. Sizden (günahı sevabından çok olanlardan) oraya uğramayacak yoktur. Bu, Rabbinin uygulamayı üstlendiği kesin hükümdür. Sonra kendini (şirkten) korumuş olanları kurtaracak, zalimleri de orada diz üstü çökmüş olarak bırakacağız.” (Meryem 19/68-72)

Günahkarları, suya koşarcasına cehenneme sevk edeceğiz. (Orada) Rahman’dan söz almış olanlar# dışında kimse şefaata (birinden destek görme hakkına) sahip olamayacaktır (Meryem 19/86-87).

Bunlar şirk günahı ile cehenneme girmemiş olanlardır. Çünkü “Allah, kendisine ortak koşulmasını (şirki) bağışlamayacaktır.” (Nisa 4/48)

İtiraz

Hesap günü şefaat olacağını söyleyenler Bakara 255'te ki gibi "İzni olmadan O'nun huzurunda kim şefaat edebilir?" ifadeleri delil getiriyor. Buna dayanarak "demek ki izni olanlar şefaat edecek" diyorlar. Ben buna itiraz etmiyorum. Şefaatin olacağını ama bunun hesap gününde insanları cehennemden kurtarmak olmadığını söylüyorum. Daha doğrusu ayetler ve hadisler böyle söylüyor. Alttaki ayet şefaatin olacağını söylüyor. Bu ayet varken kim şefaat yoktur diyebilir. Alttaki meal yine Süleymaniye Vakfı'ın, açıklama onların.

Ta Ha

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla

109 - O gün[*1] şefaat, sadece Rahman’ın onay verdiği ve lehine söz söylenmesini kabul ettiği kişiye fayda sağlar[*2].

[*!] O gün, yeniden dirilişle başlayıp sonsuza kadar devam edecek olan Kıyamet Günüdür. İlgili âyet şöyledir: “Allah’ın kulları için çıkardığı süsü ve temiz rızıkları kim haram edebilir?” diye sor ve şöyle de: “Bunlar dünyada müminler içindir#(ama kafirler de faydalanırlar); Kıyamet Günü sadece müminler için olacaktır.” Bilen bir topluluk için âyetlerimizi böyle açıklarız. (Araf 7/32)

[*2] Bunlar, günahları sevaplarından çok olduğu halde şirk günahı işlememiş olanlardır. Allah Teâlâ şöyle demiştir: “Tartıları (sevapları) ağır gelen mutlu bir yaşayış içine girer.Kimin de tartıları (sevapları) az olursa onun da anası Haviye olur. Haviye nedir, nereden bileceksin? O, kızgın bir ateştir.” Allah, şirk günahı işlememiş olanlara bağışlanma sözü vermiştir. İlgili ayetlerden biri şöyledir: “Allah, kendisine ortak koşulmasını (şirki) bağışlamaz. Bunun altında olan günahları, düzenine uygun gördüğü kişi için bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa, O’na büyük bir iftirada bulunmuş olur.” (Nisa 4/48) Allah’ın koyduğu düzen günahı sevabından çok olanın ceza çekmesidir. Cehenneme gidenlerle ilgili şu iki âyet konuya son noktayı koymaktadır: “Günahkarları, suya koşarcasına cehenneme sevk edeceğiz. (Orada) Rahman’dan söz almış olanlar dışında kimse şefaat hakkına sahip olamayacaktır” (Meryem 19/86-87) Rahman’dan söz alanlar, şirke düşmemiş olanlardır. Şefaat, bunların bir süre cezalarını çektikten sonra bağışlanıp Cennetteki yakınlarının yanına yerleştirilmeleridir.

Hesap Günü Şefaat Var Dersek Kur'an Tutarsız Bir Kitap Olur

Ta Ha 109'da bahsedilen şefaati mahşer yerinde bazı müminlerin cehenneme gitmelerinin önlenmesi anlamında alırsak Kur'an'da tutarsızlık olur. Allah'ın bir yerde söylediği ile diğer yerde söylediği farklı olmuş olur. Bakara 123'te Öyle bir günden çekinip korunun ki o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmeyecek, kimseden tazminat kabul edilmeyecek, şefaatin kimseye faydası olmayacak ve kimseye yardım edilmeyecektir diyor. Peygamber aleyhisselam da hadisinde Ey Fâtıma! Kendini cehennemden kurtar! Çünkü sizi Allah’ın azâbından kurtarmaya benim gücüm yetmez demiş. O zaman Ta Ha 109'da ki şefaat mahşer yerinde, hesap görülürken değildir. Daha sonradır. O da günahkar müminlerin cehennemde cezalarını çekip cennetteki ailelerinin yanına yerleştirilmeleri oluyor.

Cehenneme Girmek Özel Çaba Gerektirir

Eğer müslümansa bir insan, cehenneme girmek için nefsine uyması, özel çaba harcaması gerekir. Nefsine uyan insanlar her türlü günahı yapabilir. Bazı günah vardır parasız olmaz, bazı günah vardır az parayla olmaz. Bunları yapmaya çalışmak özel çaba ister. Müslümanlar yaptığı iyilikten 10 kat sevap, yaptığı kötülükten 1 kat günah alır.

Enam

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

160 - Kim bir iyilikle gelirse ona, on katı verilir. Kim de kötülükle gelirse sadece bir katı ile cezalandırılır. Kimseye haksızlık yapılmaz.

Ayrıca mülümanlar eğer Allah rızası için infakta bulunursa 700 kata kadar sevap alabilir. Ayeti bu;

Bakara

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

261 - Mallarını Allah yolunda infak edenler, toprağa bir buğday tohumu ekmiş gibi olurlar. O tohum yedi başak bitirir. Her başağında yüz dane olur. Gerekeni yapana Allah, bunun da kat kat fazlasını verir. Allah’ın imkânları geniştir, O her şeyi bilir.

1 tohum 7 başak bitirirse ve her başağında 100 dane olursa 7x100 = 700 dane olur. Bir tohum eken 700 dane alır diyor yani bir infak yapan 700 sevap alır. İnfak edince 700 sevap, bir hayır yapınca 10 sevap, buna karşılık bir kötülük yapana 1 günah varsa, bir müslümanın cehenneme gitmek için özel çaba harcaması gerekir. Peygamber aleyhisselam demiş ki "yarım hurma da olsa infak edin, kendinizi cehennemden koruyun."

Adî İbni Hâtim radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Rabbiniz arada bir tercüman bulunmaksızın, her birinizle konuşacaktır. Kişi sağına bakar, önceden gönderdiği iyi işleri görür; soluna bakar vaktiyle yaptığı kötü işleri görür. Önüne bakar, önünde sadece cehennemi görür. Yarım hurma ile de olsa cehennemden korununuz.”

Buhârî, Zekât 9; Müslim, Zekât 67. Ayrıca bk. Buhârî, Menâkıb 25, Tevhîd, 24, 36; Tirmizî, Kıyamet 1; İbni Mâce, Mukaddime 13, Zekât 28

Hesap Günü Sırayla Neler Olacak?

Bunu Süleymaniye Vakfı'nın makalelerinden aldım. Bu sıralama bir yorum değil ayetlerin gösterdiğidir. Ayetler parantez içinde yazıyor.

1 - Allah Teala kıyamet gününde bedenleri topraktan çıkardıktan sonra ölüm esnasında aldığı ruhları bedenlere geri gönderir. (Tekvir 7; Zümer 68)

2 - Ruhlar bedenlere girdikten sonra insanlar dünyada 10 gün, 1 gün, bir akşam veya kuşluk vakti kadar kaldıklarını düşünecekler, bunu kendi aralarında gizlice konuşacaklardır. (Taha 103-104; Naziat 46; Yunus 45)

3 - Tam bu sırada bir münadi (seslenici, çağırıcı) insanları hesap meydanına çağıracaktır. İnsanlar yayılmış çekirgeler, dağılmış kelebekler halinde olacak, bu sırada kâfirler gözleri yerlerinden fırlamış bir şekilde “bu, oldukça zor bir gündür” diyeceklerdir. (Kamer 7-8; Nebe 18)

4 - Münadinin çağırması ile insanlar önderleri/imamları ile birlikte toplaşacaklar, bundan sonra her insanın yanına iki melek gelecek ve: “İşte sen bundan habersizdin. Şimdi gözünün perdesini kaldırdık, artık bugün gözün son derece keskindir” diyeceklerdir. Onlardan biri insanı kalktığı yerden hesap meydanına, oradan da cennet veya cehenneme götürecek olan melektir. Diğeri ise insana şahitlik edecektir. (Kaf, 21-22; İsra 71; Yasin 32, 53)  

5 - Her topluluk kendi önderi ile bir araya geldikten sonra Allah Teala kâfirlerin kulaklarını sağırlaştıracak, gözlerini körleştirecek, onları konuşamaz hale getirecek, ayaklarını bağlayacak ve yüzlerini karartacaktır. Sonra onlar kör, dilsiz ve sağır bir şekilde mahşere sevk edileceklerdir. (Taha 102, 124; İsra 72, 97; İbrahim 49; Âl-i İmran 106; Taha 108; Yasin 51, Mearic 43)

6 - Mü’minler ise mahşere yürüyerek, gözleri görür, kulakları işitir ve dilleri konuşur bir şekilde sevk edileceklerdir. Yüzleri de ak olacaktır. (Zümer 60; Yunus 26; Abese 38)

7 - Bu yolculuk esnasında kâfirlerin günahları, sırtlarına yüklenmiş olacaktır. (En’am 31; Taha 99-101; Nahl 23-25)

8 - Bundan sonra tüm insanlar mahşer meydanında toplanacak ve her insanın yanındaki melek "işte şu yanımdaki hazır” diyecektir. (Kaf 23)

9 - İnsanlar mahşere toplandıktan sonra Allah Teala kâfirlerin gözlerini ve kulaklarını açacak, dillerinin bağını çözecektir. Bu sırada onların gözleri yerinden fırlayacak, kalpleri ağızlarına gelecektir. Ve uzak bir yerden cehennemi göreceklerdir. (Furkan 11-12; İbrahim 42-43; Mümin 18)

10 - Daha sonra hesap görülecek yani herkese kitapları verilecek, ameller tartılacak, neticesinde müminler cennete, kâfirler ise cehenneme gidecektir.