Şirk Nedir? Allah'ın Yerine Geçmek Nasıl Olur?

Sayfa Başlıkları

Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisindeki Şirk Tanımı

Şirk konusu müslamanlar arasında en az bilinen konuların belki de en başında geliyor. İnternetten "şirk nedir" diye araştırma yaptım. Diyanet'ten bir çok grubun web sitesine kadar araştırdım, doğru düzgün şirk tarifi göremedim. Diyanet Vakfı'nın islam Ansiklopedisi artık internetten okunabiliyor. Bu siteden şirki aradım. Çıkan sayfayı okumak işkence. Şirkin ne olduğun anlatmak yerine Eski Yunan'dan günümüze insanlar şirk hakkında ne demiş bunu nakletmişler. Alttaki cümle o sayfadan.

Terim olarak “Allah’ın zâtında, sıfatlarında, fiillerinde veya O’na ibadet edilmesinde ortağı, dengi yahut benzerinin bulunduğuna inanma” demektir.

Benim bu bölümü yazma amacım müslümanların girdiği şirki göstermek. Müslümanlar iki türlü şirke giriyor.

1 - Allah'ın hükümlerini değil mezheplerin hükümlerini uyguluyor.

2 - Kabirlerden yardım istiyorlar. (Menüde bir sonraki sayfa )

Bu iki başlığa göre hangi müslüman üstte yazan tanıma benzer tavır gösterir de şirke girer? Hangi müslüman Allah'ın her hangi bir konuda ortağı olduğunu söyler? Şirkin ne olduğunu bile yazamıyorlar. Şirk Diyanet Vakfı'ın açıklamasındaki gibi Allah'ın ortağı olduğu inancı olsa peygamber aleyhisselam alttaki gibi uyarılarda bulunur muydu?

Peygamber Aleyhisselamın Şirk Hakkında Uyarıları

“Şirk, karanlık gecede Safa tepesinde yürüyen kara karıncanın ayak sesinden daha gizlidir.” Taberani, Mu‘cemü’l-evsat, V/10, hadis no: 3479; Ebu Nuaym, V, 112

“ Siz Müslümanlar, sizden öncekilerin yollarını adım adım izleyeceksiniz. Öyle ki onlar bir kertenkelenin deliğine girecek olsalar, peşlerinden siz de dalacaksınız.” Bunun üzerine yanındakiler:

“ Ey Allah’ın Elçisi! Bunlar, Yahudilerle Hıristiyanlar mı? diye sorarlar. Allah Elçisinin yanıtı şu olur:

“Başka kim olacak ki”

(Buhari, Enbiya 50; Müslim, İlm 6)

Yahudi ve Hristiyanlar ne yapmış ki peygamberimiz böyle uyarıda bulunmuş?

Zemahşeri'de geçen bir rivayete göre Adiy b. Hâtem Hristiyanken Müslüman olmuş. Bir gün peygamber aleyhisselam konuşmasında Tevbe otuz birinci ayette:

– “Onlar Allah’ı bırakıp hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler.” sözünü duyunca: "Yâ Resûlellah! Biz onlara kulluk etmiyorduk ki!

– "Peki, onlar size istediklerini helâl, istediklerini haram kılıyorlar ve siz de onlara uyuyor değil miydiniz?"

– "Evet!"– "İşte burada söylenen de odur"

(Zemahşerî, II, 149; Râzî, XVI, 37)"

Peygamberimiz Uyarılarında Haklı Çıktı

Görüldüğü üzere şirkin bambaşka bir hali var. Peygamberimiz haklı çıktı. Müslümanlar aynı Yahudi ve Hristiyanlar gibi yaptı. Önce fırkalara, Mezheplere, cemaatlere ayrıldılar sonra her fırka, mezhep, cemaat kendi hocasının anlattıklarını doğru kabul etmeye başladı. Kendilerine "Ehli Sünnet" diyorlar. Sosyal medyada bir cemaatin, tarikatın liderinin başka hocaların dinlenmemesi gerektiğini söylediğine mutlaka rastlamışsındır. Bir çok hocanın küçük resimlerini yan yana ekleyip pano yapıyorlar, başlığına da "bu hocaları dinlemeyin" yazıyorlar. Bu fırkalara ayrıldığımızın en güzel delili. Kendilerini Kur'an ve Sünnet yolunda gösterip, kendi görüşlerine ters konuşanları sapık ilan ediyorlar. Bir hoca sürekli yanlış görüş bildirebilir mi? Doğru görüşlerinden neden istifade etmeyelim. Belki sapık dedikleri hocalar kendi hocalarının hatalarını düzeltiyordur. Farklı insanları dinlemek gerekiyor ki doğruyu seçebilelim. Allah da böyle diyor. Müminleri tarif eden bir ayet şöyle;

Zümer

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

18 - Onlar sözü dinlerler, onun en güzeline uyarlar! İşte onlar, Allah’ın önerdiği yolda giden kimselerdir. Temiz akıl sahipleri, işte onlardır!

Allah Fırkalara Ayrılmayın Diyor

Farklı hocaları dinlemeden doğruyu anlatanı nasıl seçeceğiz? Bir hoca kendi hocasından bazı şeyleri farkında olmadan yanlış öğrendiyse bu onu suçlu yapmaz. Ne zaman ki hatası kendisine gösterilir, eğer kabul etmezse suçlu yapar. Bugün herkes herkese sapık diyor. Peygamber aleyhisselam zamanında da insanlar bölük bölük ayrıldılar. Bugün de aynısını yaşıyoruz. Oysa Allah fırkalara ayrılmamamız için uyarıyor bizi.

Enam

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

159. Gerçek şu ki; dinlerini parça parça edip, grup grup cemaatlere/topluluklara ayrılanlar var ya; senin onlarla (ve yaptıklarıyla) hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi yalnızca Allah’a kalmıştır! Sonra O, yapmış olduklarını kendilerine haber verecektir.

Rum

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

32. Onlar ki, dinlerini parça parça eden ve cemaat cemaat olanlardır! Her bir cemaat (bu Kur’an ile değil de), kendi yanlarındaki (eserleri) ile övünüp sevinmektedir!

Mezhepler Fırkalara Ayrıldığımızı Gösteriyor

Alttaki tablo benim araştırmam değil. İnternet Mezheplerde ki tutarsız görüşleri göstermek için böyle tablolar hazırlıyor.

Konular Hanefi Maliki Şafi Hanbeli
1 - Ölü hayvanın derisi helal midir? Helal Helal Haram Helal
2 - Yılan balığı yemenin hükmü nedir? Helal - - Haram
3 - Karga eti yemenin hükmü nedir? Haram Helal Haram Haram
4 - At eti yemenin hükmü nedir? Haram Helal - -
5 - Midye yemenin hükmü nedir? Haram Helal - -
6 - İstiridye yemenin hükmü nedir? Haram Helal - -
7 - Kırlangıç eti yemenin hükmü nedir? Helal Helal Haram Haram
8 - Kartal eti yemenin hükmü nedir? Haram Helal Haram Haram

Bu dinin bir kitabı varsa, Mezheplerde bu kadar ayrı görüş olamaz. Bu tablo Allah'ın yasakladığı fırkalara ayrıldığımızın en güzel ispatı. Herkes kendine göre yiyecek ve içeceklerde helal haram belirliyor. Burada helal gıda konusuna girecek değilim. Dikkat çekmek istediğim şey bir Mezhebin helal dediğine diğeri haram diyor peki Allah neyin yeneceğine dair bir ölçü koymamış mı? Elbette koymuş. Ayetler şöyle.

Maide

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

115 - O size ancak; ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkasının adına kesilenleri haram kıldı. Ancak kim mecbur kalırsa, saldırmadan ve sınırı aşmadan yiyebilir. Şüphe yok ki Allah; bağışlayandır, esirgeyendir!

116 - Dillerinizin yalan yere nitelemesinden dolayı, “Şu helaldir, şu haramdır” demeyin. O zaman, Allah’a karşı iftira atmış olursunuz. Şüphesiz ki, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa ulaşamazlar.

Dediğim gibi helal gıda ayrıntısına girmeyeceğim. Allah kendi kafamızdan helal haram belirlememizi yasaklamış. Üstteki tablo bu yüzden fırkalara ayrıldığımızın en güzel örneklerinden. Allah kendi adına hüküm verilmesini şirk olarak niteliyor.

İnsanların Kendilerini Allah'ın Yerine Koyması

Bugün Diyanet'ten en küçük tarikata kadar herkesin okuduğu, takip ettiği, fetva aramak için danıştığı kitapları var. Kısaca el Hidâye, el Mebsut, Bedâi'u's-Sanâi gibi Mezhep kitapları ve Gümüşhânevî, İbrahim Hakkı, İmamı Rabbani, Kadı iyaz, Abdülkadir Geylani, Muhittin İbni Arabi vb insanların yazdığı kitaplar. Evlilikten mirasa, cihattan savaş hukukuna kadar her şeye bu kitaplardan bakılıyor. Bu sitede menüde gördüğünüz konuları bu yüzden ele alıyorum. Allah Kur'an'da açık açık her şeyimize çözümler yazmış ama insanlar bir problemle karşılaşınca Kur'an'a değil de az önce saydığım kitaplara bakıyor. Üstteki Rum Suresi otuz ikinci ayet bunu söylüyor. Fırkalara ayrılan insanlar kendileri gibi düşünmeyen insanlar için "sakın onları dinlemeyin" diyorlar. Bu da dinimizi parça parça edip fırkalara ayrıldığımızı gösteriyor. Her grup kendi kitapların okuyor. O zaman peygamber aleyhisselamın yukarıdaki hadisinde anlattığı oluyor demektir. İnsanlar farkında olmadan Allah'ın helal dediği bir şeyi haram, haram dediği bir şeyi de helal kabul etmiş oluyor çünkü bu kitaplar Kur'an'a aykırı hükümlerle dolu. Kimse bu kitapların Kur'an'a aykırı mı değil mi diye kontrol etmiyor. Bu kitapların hükümlerini uygulamak şirktir. Mesela Allah Kur'an'da kadınlara boşanma hakkı vermiş, şartı evlenirken kocasından aldığı mehiri geri vermek. Ayrıntısı için sağ üstteki menüden ilgili sayfaya bakabilirsin. Mezhepler kadınların boşanma hakkını evlenirken bu hakkı istemiş olmasına ya da kocanın iznine bağlıyor. Allah kadınların boşanma hakkında bir hüküm vermiş ama Mezhep kitaplarında bu hüküm yazmıyor. Bu durumda Mezhep kitaplarının hükmüne uyan şirke girmiş olur. Delili Hud suresi bir ve ikinci ayetleri.

Kur'an Allah Tarafından Açıklanmıştır

Hud

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

1. ELİF! LÂM! RÂ! Bu öyle bir kitaptır ki âyetleri hem muhkem[1*] kılınmış hem de doğru kararlar veren ve her şeyin iç yüzünü bilen Allah tarafından açıklanmıştır.

[1*] Muhkem ayet, bir konuda hüküm içeren ayettir. Hemen her ayetin böyle bir yönü vardır. Bu hüküm, başka ayetlerle açıklanır.

2. Böyle olması, Allah’tan başkasına kul olmayasınız diyedir[*]. Ben de o kitapla sizi uyaran ve müjdeleyen kişiyim.

[*] Bu iki ayetten anlaşılacağı üzere Allah’ın ayetlerini ancak Allah açıklayabilir. Bu açıklamaya sadece Kitaptan ulaşılabilir. Allah’ın yazılı ayetleri ile ilgili olarak kendisi tarafından yapılan açıklamalar o muhkem ayetin müteşabihleridir(Al-i İmran 3/7, Fussilet 41/3). Başka kaynaklarda açıklama aradığımız takdirde, Allah’tan başkasına kulluk edeceğimiz ikazı, her müminin çok dikkat etmesi gereken şirk günahını oluşturur.

Koyu belirttiğim yerde Kur'an'ı Allah'ın açıkladığı yazıyor. Allah Kur'an'ı neden kendisinin açıkladığını da sarı belirttiğim yerde söylüyor; başkasına kul olmayalım diye. Eğer Allah'ın açıklamalarını değil de bir hocanın görüşlerini esas alırsak o hocaya kul oluruz. Tersinden söyleyince daha korkunç oluyor; eğer bir hoca Allah'ın açıklamalarını göstermiyor da kendi anladığı dini anlatıyorsa, kendisini Allah'ın yerine koymuş oluyor. Bu ayetler bilinmediği için insanlar bunun farkında değil. Tıpkı peygamber aleyhisselamın üstte yazdığım hadisi gibi müslümanlar şirke giriyorlar.

Yukarıda kadınların boşanma hakkını örnek verdim. Bu durumda kadınların boşama hakkı için Kur'an'da ki hükmü uygulayanlar Allah'a kul olur, Mezheplerin görüşüne uyan şirke girer. Mezhep kitaplarına kul olur. Bunun şakası yoktur.

Abdestte Ayağa Mesh Örneği

Kuranı Allah açıkladığına göre, Allah'ın indirdiği bir hükmü değiştirmek şirkin en büyüğü oluyor. Buna kendini Allah'ın yerine koymak denir. Abdest alırken ayaklarımıza mesh yapabilir miyiz diye sorunca alttaki ayeti görüyoruz. Ayet açıkça "ayaklarınıza mesh edin" diyor.

Maide

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

6. Ey inanıp güvenenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın. Başınızı[1*] ve ayak bileği kemiklerine kadar ayaklarınızı mesh edin[2*]. Eğer cünüp olmuşsanız[3*] yıkanın. Hasta veya yolcu olur yahut sizden biri ayak yolundan[4*] gelir ya da kadınlarınızla birlikte olur da [5*] su bulamazsanız, temiz yüzeye (toprağa) yönelin; onunla yüzünüzü ve ellerinizi meshedin. Allah, size güçlük çıkarmak istemez. Onun isteği sizi arındırmak[6*] ve size olan nimetini tamamlamaktır. Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.

[1*] Ayetin bu bölümüne "başınızın bir kısmı" anlamı verilebileceği gibi "başınızın tamamı" anlamı da verilebilir. Hanefiler başın dörtte birini, Şafiiler de çok az bir yerini mehtmeyi farz sayarken Malikîler ve Hanbeliler başın tamamını meshetmenin farz olduğunu söylemişlerdir.

[2*] Mesh: Bir şeyin üzerine elle dokunma.

[3*] Cünüp: Cinsel ilişkiyle veya başka yolla meyana gelen orgazm hali.

[4*] Kişinin boşaltma ihtiyacını giderdiği yer, tuvalet, hela

[5*] Cinsel ilişkide bulunursanız. Cünüplük de bu kapsamda yer alır.

[6*] O gün güven içinde sizi uykuya daldırmış, sizi arındırmak, sizden şeytanın pisliğini gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak ve ayaklarınızı yere sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırmıştı (Enfal 8/11)

Sorularla İslamiyet sitesinden abdest alırken ayağa mesh edilir mi sorusuna verilen cevabı aldım. Şöyle demişler;

Yıkama yerine çıplak ayağı meshetmek Ehl-i sünnet itikadınca câiz değildir. Ayak yıkanmaz ise abdestin bir farzı terkedilmiş olur. Farzı terkedilen şey de sahih olmaz. Dört hak mezhebin dördü de bunda ittifak etmiştir. Sadece Caferiyye fırkası böyle bir tatbikatın, yani abdest sırasında ayakları meshetmenin içine girmektedir.

Abdestte Ayakların Yıkanması Nesh Olmuştur

Allah ayette açıkça ayaklarınıza mesh edin diyor, üstteki cevabı verenler ise "eğer ayak yıkanmazsa bir farz terk edilmiş olur" diyor. Buna kendini Allah'ın yerine koymak deniyor. Maide 6. ayette koyu belirtiğim yere dikkat edersen Allah nimetini tamamladığını söylüyor. Bu ayet ve bu ifade ile ayakların yıkanması nesh olmuştur. Yıkama yerine mesh etme gelmiştir. Allah'ın bizim ümmetine tamamladığı nimet budur.

Ayşe Ulya Özek Hanımın Yüksek Lisans Tezi

Ayşe Ulya Özek hanımın "MÂİDE SÛRESİ 6. ÂYET BAĞLAMINDA AYAĞA MESH MESELESİ" adında yüksek lisans tezi var. Orada 38. sayfada şu bilgi var;

Haccâc (ö. 95/714) Ehvaz’da bir hutbede, abdestten bahsederken şöyle demiştir: “İnsanın ayaklarından daha çok kirlenen bir organı yoktur. O halde ayaklarınızın altını, üstünü ve topuklarını yıkayın”. Enes b. Mâlik bunu duyunca “Allah doğru söyledi. Haccâc ise yalan” demiş ve ercül kelimesini “Başınızı ve ayaklarınızı mesh edin” anlamına gelecek şeklinde esre ile okumuştur. Râvî, Enes’in ayaklarını mesh ettiğinde, onları ıslattığını söylemiştir.34 Bir başka rivâyete göre ise, Enes b. Mâlik “Kur’ân mesh ile nâzil oldu. Sünnet yıkamayı getirdi” şeklinde görüş beyan etmiştir.35 İbn Abbas’dan da abdestin; iki organı yıkamak, iki organı da mesh etmekten ibaret olduğu rivâyet edilmiştir.36 Ondan gelen bir rivâyet de şöyledir: “İnsanlar ayakları yıkamada ısrar ediyorlar, fakat ben Allah’ın Kitabı’nda sadece meshi buluyorum.”37 Katâde de abdest âyeti hakkındaki görüşünü “Allah iki yıkama, iki mesh farz kılmıştır” şeklinde dile getirmiştir.38 Ayrıca İkrime’nin şöyle dediği nakledilmiştir: “Ayakların yıkanması söz konusu değildir. Onlar hakkında nâzil olan meshtir”.39 Ebû Ca’fer’den de “Başına ve ayaklarına mesh et” şeklinde görüş rivâyet edilmiştir.40 Şa’bî’den gelen rivâyetler ise şu şekildedir: “Cibrîl meshi getirdi” ve “Görmez misin, teyemmüm, yıkananların mesh edilmesi ve mesh edilenlerin terk edilmesidir.”41

Paragrafta geçen bilgilerin kaynağı;

31 Ebû Ali el-Fadl b. el-Hasan et-Tabersî, Mecmeu’l-Beyân fî Tefsîru’l-Kur’ân, 10 c., Beyrut, Müessesetü’l-A’lemî li’l-Matbûât, 1995, C: III, s. 288-289.

32 Muhammed Hüseyin b. Muhammed Tabatabâî, el-Mîzân fî Tefsîri’l-Kur’ân, Beyrut, Matbaatü’l- Vatan, 20 c., 2. bs., 1970, C: V, s. 222.

33 Taberî, Câmiu’l-Beyân, VIII, 194.

34 Taberî, Câmiu’l-Beyân, VIII, 195. Ayrıca bkz. İbn Ebî Şeybe, Musannef, I, 306.

35 Taberî, a.g.e.,VIII, 195.

36 Taberî, a.y., Ayrıca bkz. Abdurrezzâk b. Hemmâm, Musannef, I, 19.

37 Tabersî, Mecmeu’l-Beyân, III, 284. Ayrıca bkz. Abdurrezzâk b. Hemmâm, Musannef, I, 22; Ebû Bekr Abdillah b. Zübeyr el-Humeydî, el-Müsned, thk. Habîburrahmân el-A’zamî, 2 c., Beyrut, Âlemü’l-Kütüb, 1962, C: I, s. 163-165; İbn Ebî Şeybe, a.g.e., I, 305; Ebû Abdullah Ahmed b. Muhammed eş-Şeybânî Ahmed b. Hanbel, Mevsûatü’l-hadîsiyye (Müsnedü el-İmam Ahmed b. Hanbel), thk. Şuayb el-Arnaût vd., 50 c., Beyrut, Müessesetür-Risâle, 2001, C: XLIV, s. 365; İbn Mâce, Tahâre, 56.

38 Taberî, a.g.e., VIII, 197.

39 A.e., VIII, 196. Ayrıca bkz. İbn Ebî Şeybe, a.g.e., I, 297-298.

40 Taberî, a.y.

41 Taberî, a.g.e., VIII, 196-197. Ayrıca bkz. Abdurrezzâk b. Hemmâm, a.g.e., I, 19; İbn Ebî Şeybe, a.g.e., I, 298, 302.

Peygamber Aleyhisselamın Uygulaması

Aynı tezin 155. sayfasında peygamber aleyhisselamın ayağına ve başına nasıl mesh ettiğini gösteren paragraf var.

Allah’ın Elçisi’nin sarık, çorap, sandalet ve ayakkabı üzerine mesh ettiğine dair haberler çoktur. Örneğin Ca’fer İbn Amr’ın babasından (Ümeyyetü’d-Damrî) naklen “Peygamber’in (s.a.v.) sarığı ve huffeyn’i üzerine mesh ettiğini gördüm” dediği rivâyet edilir.28 Muğîre İbn Şu’be de Peygamber’in (s.a.v.) bevl ettikten sonra abdest alıp çorapları ve na’leyn’i üzerine mesh ettiğini rivâyet etmiştir.29 Ayrıca ayağa giyilen şeylerle ilgili rivâyetlerin çıplak ayağa mesh rivâyetlerinden daha fazla olması, âyetin zâhirinden ayağa giyilen şeyler üzerine mesh edilebileceği hükmünü çıkarmanın zor olmasındandır. Âyette açıkça bahsedilmemesine rağmen ayağa giyilen şeylere mesh yapılabilmesi, meshin kelime anlamından kaynaklanmaktadır. Çünkü mesh, yıkama olmadığından organın kendisi veya üzerindeki herhangi bir şey mesh edilebilir.

Paragrafta geçen bilgilerin kaynağı;

28 İbn Ebî Şeybe, Musannef, I, 314, II, 250; Ahmed b. Hanbel, Müsned, XXIX, 154; Dârimî, Tahâre, 38; Buhârî, Vudû’, 47; İbn Mâce, Tahâre, 89.

29 İbn Ebî Şeybe, a.g.e., XX, 164.

Ayşe hanımın bu tezinde peygamber aleyhisselamın çıplak ayağına, çorap üzerine, sandalete, ayakkabıya vs mesh ettiğine dair pek çok hadis var. Maide 6. ayette Allah "ayaklarınızı mesh edin" diyor. Hadislerde peygamberimizin çıplak ayağına bile mesh ettiğini görüyoruz. Kur'an sünnet bütünlüğü budur. Allah başkasına kul olmayalım diye Kur'an'ı kendisi açıklamış, peygamber aleyhisselam da bunu uygulamıştır. Ayşe hanımın tezini buradan görebilirsin. ayse-ulya-ozek-tez-ayaklara-mesh.pdf

Peygamber Aleyhisselam Uyarıcı Ve Müjdecidir

Hud suresinin ikinci ayetinde Allah, peygamber aleyhisselama insanlara Ben de O’ndan size bir uyarıcı ve bir müjdeleyiciyim! demesini istiyor. Burada hemen itiraz edilecek şey "peygamberimiz Kur'an'ı tefsir etmedi mi?" Doğru, peygamber aleyhisselam Kur'an'ı anlattı ama Allah'ın açıklamalarını gösterdi. Bu nasıl oluyor? Allah'ın peygamberimize Kur'an'la beraber Hikmet de indirdiğini duymuş muydun?

Allah Kur'an'la Beraber Hikmet De İndirmiş

Nisa

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

113 - (Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Halbuki onlar, ancak kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana kitabı (Kur’an’ı) ve Hikmet’i (insanlara faydalı olan çözüm önerilerini) indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür.

Bütün Peygamberlere Hikmet Verilmiş

Kur'an'ı baştan sona okuyunca Allah'ın bütün peygamberlerine Hikmet verdiğini görüyoruz. Mesela (Büyüdüğünde): ”Ey Yahya! Kitabı kuvvetlice tut” (dedik). Daha çok gençken ona Hikmeti (problem çözme bilimini) verdik. (Meryem 12) Yusuf, güç ve kuvvetine ulaşınca; kendisine Hikmet/problem çözme bilimi ve İlim (doğruluğu ispat edilmiş kesin bilgi) verdik. İyi davrananları, işte böyle mükâfatlandırırız. (Yusuf 22) Allah ona (Davud’a) hükümdarlık ve Hikmet (problemleri çözüme kavuşturma bilimini) verdi ve ona dilediğini öğretti. (Bakara 251) Hikmet, kurandan doğru hüküm çıkarma ve bir olay karşısında doğru karar verme yeteneğidir. Allah peygamber aleyhisselama Hikmet vermiş, peygamberimiz de Kur'an'dan doğru hükümler çıkarmış ve Allah'ın açıklamalarını göstermiş. Bugün sünnet, hadis dediğimiz şeyler aslında bu. Allah hiç kimseye Kur'an'ı açıklama yetkisi vermemiştir ama Allah'ın ayetlerini açıklama yöntemini öğrenenler, bu açıklamaları gösterebilir. Bu sitede video göstermek niyetinde değilim ama Kur'an'ı Allah'ın açıkladığının daha iyi görülebilmesi için üç kısa açıklama göstereceğim.

Kur'an'ı Kim Açıklar? (2 Dakika)

Allah'ın Açıklamasına Ulaşma Metodu (3 Dakika)

Kur'an'ın Açıklanması ve Resul (3 Dakika)

Bir Muhkem İki Müteşabih

Allah'ın Kur'an'ı açıklama yöntemi, bir muhkem yani hüküm içeren bir ayeti iki müteşabih ayetle açıklamış. Müteşabih bir birine benzeyen demek ama geleneğin bu kelimelere verdiği anlama bakarsan başka açıklamalar görürsünüz. Peygamber aleyhisselam da ashabına ders verirken, her hangi bir konuda problemle karşılaşınca Allah'ın network gibi bir birini açıklayan ayetlerini göstermiş. Kur'an'ı Allah'ın açıkladığını ve peygamber aleyhisselamın bu açıklamaları anlattığını bilirsek o zaman uydurma hadisleri tespit edebiliriz. Peygamberimiz Kur'an'a aykırı bir söz söylemiş olamaz. Bir hadis eğer Kur'an'la çelişiyorsa uydurma demektir.

Sonuç

Eğer Allah'ın Kur'an'da açıkladığı hükümler yerine bir Mezhebin, hocanın vs görüşlerine uyarsak şirke girmiş oluruz. O kişiyi Rab edinmiş oluruz. Hud suresi bir ve ikinci ayet açıkça bunu söylüyor. Kimse bunun farkında olmadığı, eski dönem alimlerin, hocaların yanlış yapmayacağını düşündükleri için sorgulamıyorlar. Peki Allah hesap günü hakkımızda ne karar verecek?