Tövbe Nasıl Yapılır? Tövbe Almak Diye Bir Şey Var Mıdır?

Sayfa Başlıkları

Tövbe ve İstiğfar Nedir?

Tövbe dönüş yapmak demektir. İstiğfar ise o zaman kadar yaptıklarını görmemesi, üstünü örtmesi için Allah'tan istekte bulunmaktır. İnsan tövbe eder istiğfarda bulunursa Allah o kişinin tövbesini kabul edeceğini bildiriyor. Dönüş yapmak için önceden yapılan şeylerin yanlış olduğunu mutlaka idrak etmek gerekir. Bu idrak pişmanlık getiriyor. Bu pişmanlık kişinin tövbe ettiğini gösteren güzel bir göstergedir. Yaptıklarının yanlış olduğunu anlayıp ara sıra yine onlara dönüp, sonra pişman olmak tövbe değildir. Tebve tam bir dönüş gerektirir. Dönüş yaptıktan sonra da iyi şeyler yapmak lazım. Dönüp iyi şeyler yaparak döndüğümüzü ispatlarsak, Allah tebeyi o zaman kabul ediyor. Sadece lafla "ben tövbe ettim" demek yeterli değildir. Bunu salih amellerle desteklemek gerekiyor. Allah tam bir dönüş yapıp salih ameller yapmaya başlayan kişilerin günahlarını da sevaba çeviriyor. Delil alttaki ayet. Dönüş yapan ve iyi iş yapan ifadelerini ayette görebilirsin.

Nisa

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

70 - Ancak dönüş yapan(tevbe), inanıp güvenen ve iyi iş yapan başka. Allah onların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah bağışlar, ikram eder.

Allah Çok Bağışlayıcıdır

Bu ayete göre sadece lafla tövbe etmek yeterli değildir. İyi işler de yapmak gerekiyor. Sonra Allah o kişinin kötülüklerini iyiliğe çeviriyor. Yeter ki insanlar dönüş yapmaya karar versin. Allah'tan bağışlanma dileyen Allah'ı çok bağışlayıcı bulur.

Nisa

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

110. Kim bir kötülük yapar, yahut kendine zulmeder, sonra da Allah’tan bağışlama dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur.

111. Kim bir günah kazanırsa, onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. Allah bilen ve doğru hüküm/karar verendir.

İşlenen Her Haram Bir Mahrumiyet Doğurur

Yüz on birinci ayette "günah" diye tercüme edilen kelime ism'dir. Ragıp el İsfahani'nin Müfredât adında Kur'an terimleri sözlüğü var. Bu sözlükte ism, insanı sevaptan yani iyiliklerden ve doğal yapısından uzaklaştıran davranış diye tanımlanıyor. Kur'an'da bunun iki örneği var. Birincisi kısaca Allah Adem aleyhisselamı yaratınca bütün meleklere Adem'e secde emri verdi yalnız İblis bu emri tutmadı. Allah İblis'ten açıklama istedi, İblis kendisinin Adem'den daha üstün olduğunu söyledi ve sonuçta oradan kovuldu. Araf 11-18 den okuyabilirsin. İblis Allah'a yakın görevlilerdendi ama Allah'ın emrine itaat etmeyince kovuldu. Bulunduğu makamı kaybetti. Bu üstte yüz on birinci ayette günah diye tercüme edilen ism böyle bir şey. Günah İblis'e mahrumiyet getirdi. Aynısını Adem aleyhisselam ve eşi yaşadı; Allah ikisini bir bahçeye yerleştirdi (cennetin kelime anlamı bahçe demek) yalnızca bir yasak koydu. Bir ağaç var, ona yaklaşmak yasak ama İblis vesvese vererek adem ve eşinin aklını çeldi ikisi de ağaca yaklaştı. Daha sonra Allah Adem ve eşini bahçeden çıkardı. Araf 19-25'den okuyabilirsin. Taha suresi 117-120. ayetlerde Allah Adem'e girdiği bahçede "Burada ne açlık çekersin ne de çıplak kalırsın. Burada susuz kalmaz, güneş ışığından etkilenmezsin” demişti. Bu bahçe Adem ve eşi için çok rahattı ama ikisi de Allah'ın emrini dinlemedi, ağaca yaklaştılar ve sonuçta bahçeden çıkarıldılar. Dışarıda bahçenin rahatlığı yok. Artık yemek, içmek vs için Adem ve eşi kendi başının çaresine bakmak durumunda. Oysa bunlar o bahçede hazır elinin altındaydı. Bu da ism'e örnektir. Adem ve eşi günah işleyince ve bulunduğu rahat ortamı kaybettiler. Aynı şey bizim için de geçerlidir. Biz de günah işlediğimiz sürece hayırlardan mahrum kalırız. Bulunduğumuz konumu kaybederiz tıpkı Adem ve İblis gibi. Günahlar sebebiyle hayırlardan mahrum kalmamak için kendimizi düzeltip dönüş yapmak gerekiyor. Üstteki Nisa suresinin ayetleri bu söylüyor. Kim bir hata yapar da dönerse Allah'ı çok affedici bulur. Allah aynı zamanda Rahim'dir. Nasıl ki anarahmi bir bebeğin bütün ihtiyaçlarını karşılıyorsa Allah da dönüş yapan kişinin bütün ihtiyaçlarını temin edeceği ortamı yaratır. Furkan yetmişe göre daha önce yaptığı kötülüklerini de iyiliğe çevirir.

Allah Bütün Günahları Bağışlar

Allah'ın kendilerini bağışlamayacağına inan bazı insanlar duydum. Hatta bir tanesi bana mail attı. Ben de ona alttaki ayetleri gönderdim. Allah ölmeden tövbe etmemizi istiyor.

Zümer

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

53 - Onlara şu sözü söyle: “Ey kendilerini aşırı davranışlara sürüklemiş Allah kulları! Allah’ın merhametinden (ikramından) umut kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. O, hem bağışlar hem de ikramda bulunur.

54 - O azap gelip çatmadan Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun. Yoksa daha sonra yardım göremezsiniz.

55 - Farkına varmadığınız bir anda o azap gelip çatmadan önce Rabbinizden size indirilenlerin en güzeline uyun[*].”

[*] Rabbimiz, bize pek çok nimet indirmiştir (en’am, su, bitki ve hayvanlar) . Bize indirilenlerin en güzeli Kur’an’dır.

56 - Sonra kalkıp şöyle der: “Allah’a karşı çok kusur işledim; her şeyi kaybettim. Gerçekten ben hafife alanlardandım”

57 - Kalkıp şunu diyebilir: “Beni Allah yola getirseydi ben de çekinerek korunanlardan[*] olurdum.”

[*] Müttekiler: Allah’tan çekinerek korunan, kendini(fıtratını) bozmayan. Bakınız Bakara 2/2.

58 - Azabı görünce şöyle de diyebilir: “Keşke elimde bir fırsat daha olsa da güzel davrananlardan olsam.”

Çok fazla açıklama yapmaya gerek yok. Allah, ölmeden -ki ölüm aniden geliyor- tövbe edin yoksa ahiret hayatı pişmanlık içinde geçer diyor. Allah'ın affından, merhametinden daha büyük bir günah yoktur. Umutsuz olmaya da gerek yok. Önemli olan daha önce yaptıklarımızın yanlış olduğu idrakine varıp dönüş yapmak.

Efendiden Tövbe Almak Diye Bir Şey Var Mıdır?

Tarikatlardaki bu tövbe alma olayı tövbe kavramının içini boşaltıyor. İnsan tam bir dönüş yapacak, Allah'tan istiğfar isteyecek yani o güne kadar ki günahlarının bağışlanması ve görmemesi için istekte bulunacak üstüne iyi işler, salih ameller yapmaya başlayacak ki Allah tövbeyi ondan sonra kabul ediyor. Allah bir yerde kişi kendisini düzeltti mi diye gözlüyor. Düzelttiği kanaatine varınca tövbeyi kabul ediyor. Bu birinden tövbe alınarak olacak şey değildir. Tamamen insanın Allah ile günahları arasında yaptığı seçimdir. Günahlara tövbe etmek, alışkanlığı olan içki, zina, kumar, sigara vs vs gibi günahlarıyla bir süre yapmamak için mücadele etmek demek. Bir efendiden tövbe alınca içki, zina bağımlısı biri hemen bunlardan vaz geçiyor mu? İnsan nefsi bir süre bu günahlarla boğuşabilir çünkü Allah Yusuf elli üçte "nefs daima kötülüğü emreder" diyor. Kötülüğü emreden nefsi bir süre terbiye etmek gerekiyor. Efendiden tövbe alınca nefs terbiye olur mu?

Nefsin Mertebeleri, Şeytan ve Tövbe Üzerine Değerlendirme

Kur'an'ı Kerim insanların manen yükselme basamaklarından bahseder. Kıyamet Suresinde ikinci ayette Allah kendisini kınayan, kritize eden nefse yemin ediyor. Niye kendisini kınıyor bu nefis? Yaptığı hataları görüp, bunları yapmaması gerektiğini anladığı için "neden bunları yaptım" diye kendisini kınıyor. Nefsin bu basamağına Nefsi Levvame deniyor. Allah bu nefse yemin ediyor. Bu yemin, bu nefsin önemli bir basamakta olduğunu gösterir. Allah durduk yere bir şeye yemin etmez. Demek ki böyle insanlar manen önemli bir mesafe kat etmiş demektir. Bu aşamaya gelmemiş bir alt basamakta olan nefis Mefsi Emmare'dir. Bu Yusuf Suresi elli üçüncü ayette geçer. Allah o ayette Yusuf aleyhisselamın ağzından "Ben nefsimi aklamam. Çünkü nefis insana kötülüğü emreder durur; Rabbimin ikram ettiği biri ise başka. Rabbimin bağışlaması çok, ikramı boldur” diyor.

Ham Nefis

Ham nefis, olgunlaşmamış insanın nefsi kötülüğü emreder. Buna Nefsi Emmare deniyor. Akıl bu aşamadaki nefse hükmedemez. Zararlı günahlar düşünelim; alkol, madde bağımlılığı, kumar, zina, hırsızlık, röntgencilik vs akıl bunların kötü olduğunu bilir ama ham nefse sahip bir insan, nefsinin bunlara olan arzusuna karşı koyamaz çünkü ayette yazdığı üzere ham nefis daima kötülüğü emreder. Konuyu çok karıştırmadan bir de şeytandan bahsetmek gerekir. Nefsi Emmare şeytana çalışır. Şeytanın bizim üzerimizde etki etmesine imkan yaratan şey ham, olgunlaşmamış Nefsi Emmaredir. Şeytan bizim olgunlaşmamış nefsimizi kullanarak aklımızı taşlar. Böylece günahın cazibesinden kendimizi kurtaramayız. Şeytan ayrıca günahları süsler, cazip gösterir. Bunu da ayetlerden öğreniyoruz.

Hicr

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

39. İblis dedi ki “Rabbim! Beni aşırılığa sevk etmene karşılık ben de bunlara dünyadakileri süsleyeceğim ve hepsini aşırılığa sevk edeceğim.

40. Muhlis kulların hariç.

41. Allah dedi ki “Bu, bana varan doğru yoldur.

42. Kullarımın üzerinde senin bir üstünlüğün (gücün, yetkin) yoktur. Yanlışa saplanıp sana uyanlar başka.”

Muhlis Kullar

Üstteki ayetten görüyoruz ki şeytan muhlis kullara etki edemezmiş. Muhlis ne demektir? İhlas sahibi insana denir? İhlas nedir? Kısaca Allah'ın her an kendisini gördüğünün, duyduğunun idrakine varmış, ibadetten diğer bütün yaşamına kadar her şeyi bu bilince göre yaşamaya başlayan kişidir. Şeytan bu insanlara günahları süslü gösteremez. Böyle insanların nefisleri terbiye olmaya başlamıştır. Bu terbiyeyi yapan ya da yapacak olan Kur'an'dır. "Allah benden ne istiyor" diye Kur'an'ı okuyan ihlas sahibi insanların nefisleri terbiye olmaya başlar. Şimdi buradan konuyu tövbe almaya çevirelim. tövbe insanın kendisiyle mücadelesidir. Sürekli kötülüğü emreden, şeytana imkan veren Nefsi Emmare'den kurtulup Allah'ın yoluna dönme mücadelesi, kararlılığıdır. Bunu bir efendiden, şeyhten tövbe alarak yapamazsın. Bir efendiden tövbe almak tövbe kavramının içini boşaltır. İnternette tövbe hikayeleri dolaşıyor. Hayatında bir vakit namaz kılmamış, oruç tumamış, alkolik adam "bizim efendiden tövbe aldı bir daha ağzına içki koymadı" diye hikayeler anlatıyorlar. Bunu diyen adam ne şeytanın, ne nefsin aşamalarının ne de Kur'an'ın farkındadır. Alkolik bir insan tedavi görür, nefsiyle mücadele eder zaten insanları olgunlaştıran bu mücadeledir. Nefsin isteklerine karşı koymaya çalışarak insan güçlenir. O zaman nefsi levvame'ye yükselir, kendini kınamaya başlar. "Ne diye ben bu zıkkımı içiyorum, kendime zarar veriyorum, Allah'ın yasağını yapıyorum" demeye başlar. Bunu demeye başlayınca bu mücadeleye akıl da katılmaya başlar. İnsan artık daha önce yaptıklarının yanlış olduğunu idrak etmeye başlar. Bu aşamaya gelen insan tam tövbe etmiş, dönmüş olur. Nefsini kontrol altına alıp tövbe eden insan, şeytanın vesvesenine aldırmadan yaşayıp bir de aklını kullanmaya da başlayınca en yüksek makam olan Nefsi Mutmainne aşamasına kadar yükselebilir. Bu bir süreçtir. Efendiden tövbe alarak olacak şey değildir. Zaten Allah insanın zayıf yaratıldığını söylüyor.

Nisa

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

26. Allah size (hükümlerini) açıklamak, size sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor. Allah bilen ve doğru hüküm/karar verendir.

27. Allah sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlar ise, sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar.

28. Allah sizden (yüklerinizi) hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.

İnsanın nefsine yenilmesi zayıf olmasındandır ama nefsiyle ve şeytanla yapacağı mücadele insanı cennetin en üst derecelerine çıkarır. Bunun ilk adımı tövbe edip dönüş yapmaktır.

Nisa 17. Ayetteki Tercüme Hatası

Yusuf Suresinden bahsetmişken bu konuya da değineceğim. Nefsi Emmare'nin kötülüğü emreden nefs olduğunu aklımızda tutarak bu konuyu ele alacağım. Bunu aşağıda bir yere bağlayacağım. Nisa on yedinci ayetteki tercüme hatasını anlayabilmek için üstündeki on altıncı ayeti de dikkate almak gerekiyor. İkisini beraber yazacağım. On altıncı ayeti şöyle çeviriyorlar;

Nisa

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

16. Sizlerden fuhuş yapanların, her ikisini de azarlayıp dışlayın/kınayın. Eğer onlar, tövbe edip ıslah olurlarsa/durumlarını düzeltirlerse, onları azarlayıp kınamaktan/dışlamaktan vazgeçin. Çünkü Allah tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

17. Allah katında tövbe; ancak bilmeyerek günah işleyip, sonra tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah bilen ve doğru hüküm/karar verendir.

Bilmeyen Sorumlu Olur Mu?

Bir eylemin günah olduğunu bilmiyorsak ondan sorumlu olur muyuz? Kutuplarda yaşayan biri müslüman olsa, ibadetlere başlasa ama içki içmenin günah olduğunu hiç duymamış olsa, bu kişi bu günahtan sorumlu olur mu? Böyle bir insanın sorumluluğu öğrendiği andan itibaren başlar. Öğrendiği andan tövbe eder artık içkiyi terk ederse üzerine düşeni yapmış sayılır. Üstteki Nisa on yedinci ayete göre Allah bu örnekteki kişinin tövbesini kabul edecek? Öyle yazıyor, ancak bilmeyerek günah işleyip, sonra tövbe edenlerin tövbesini kabul edeceği yazıyor. Peki bu ayete göre içki içmenin günah olduğunubilerek içki içen birinin durumu nasıldır? Allah onların tövbesini kabul etmeyecek mi? Üstte Zümer elli üçte Allah'ın bütün günahları kabul edeceği yazıyor. Yoksa bu ayetler arası tutarsızlık mı var? Hayır elbette yok. Tercüme hatası var. "Bilmeyerek" diye tercüme ettikleri kelime "bi cehâletin." Cehalet bizim Türkçemizde de var. Yanlış yapan biri "yaptık bir cahillik" dediğinde, yaptığının hata olduğunu bilmediğini mi yoksa bilmeyenler gibi davrandığını mı söylemiş olur? Yaptığının yanlış olduğunu gerçekten bilmiyorsa "bunun yanlış olduğunu bilmiyordum, şimdi öğrendim" der, "yaptık bir cahillik" diyen kişi ise bilmeyenler gibi davrandığını aslında biraz düşünce yanlış yaptığını fark edecek durumda olduğunu söylemiş olur. Aynı kelime Yusuf Suresi otuz üçüncü ayetinde geçiyor. Evlerinde kaldığı hanım Yusuf aleyhisselama aşık olunca, Yusuf peygamberden faydalanmak istedi. Yusuf peygamber ise zindana gitmenin bu kadının teklifinden daha iyi olduğunu söyledi. "bi cehâletin" kelimesi bu ayette de geçiyor. Şöyle tercüme ediyorlar.

Nisa

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

33. “Rabbim!” dedi. “Hapishane bana göre, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir! Eğer, onların tuzağını benden savmazsan, onların tuzaklarına kapılır ve ben de cahillerden olurum.

Yusuf Aleyhisselam Cahil Biri Mi?

Bu tercümeye göre Yusuf aleyhisselam kadının zina davetine uyarsa nasıl cahillerden olacak? Kadının davetinin zina olduğunu bilmiyor mu? Aynı şey üstte Nisa on altıncı ayette var. O ayette zina yapan kişilere verilecek ceza anlatılıyor. İki kişi zina yaptığında yaptıklarının günah olduğunu bilmiyor mu ki Allah peşine gelen on yedici ayette Allah katında tövbe; ancak bilmeyerek günah işleyip, sonra tövbe edenlerin tövbesidir diyor. Çok uzatmadan bu ayetlerde "bi cehâletin" kelimesine verilmesi gereken anlam "kendisini tutamayarak" olmalı. Zinaya giden bir müslümana "niye yaptın diye sorduğumuzda "yaptım işte bir cahillik" cevabı nefsine yenildiğini, kendisini tutamadığını gösterir. Bu Nefsi Emmare'dir. Akılla nefsin isteklerine karşı konamayacak durum. Yusuf peygamberin söylediği de bu Eğer, onların tuzağını benden savmazsan, onların tuzaklarına kapılır ve ben de kendisini tutamayanlardan olurum çünkü Yusuf suresini okuduğumuzda kadının Yusuf peygamberi baştan çıkarmak için epey uğraştığını görüyoruz. Nihayetinde Yusuf peygamber de insan ama kadının baştan çıkarmalarına karşın zindana girmeyi tercih ediyor.

Allah'ın Kabul Edeceği Tövbe Nasıldır?

Özetle Allah'ın kabul edeceği tövbe kendisini tutamadan, nefsine yenilerek günah işleyenlerin tövbesidir. Allah hem günah işlemeye devam edip hem tövbe edenin tövbesini kabul etmez. Tövbenin anlamı zaten dönüş yapmak demek. Yaptığının günah olduğunu bile bile yapan kişi dönüş yapmış olmuyor ki. Her haftasonu içki içmeye, zinaya giden, "Allah affetsin napalım yapıyoruz işte" diyen birini Allah affetmez. Bile bile yapaya devam ediyor çünkü. Allah kendisini tutamayarak, nefislerine yenilerek günaha gidenlere kredi açıyor. Eğer nefsine yenilerek günaha gidiyorsan aklın başına geldiği anda tövbe et, Allah kabul edecek demek. Bir yerde Allah umutsuzluğa düşmemizi engelliyor. Nefsine yenilerek günaha giden biri "niye tövbe edeyim nasıl olsa kendimi tutamıyorum" diyerek kendisini bırakmasını engellemiş oluyor. Bu kişi nefsini terbiye etmeye çalışacak. Zamanla olgunlaşıp artık tam bir dönüş yapmış olacaktır. Peygamber aleyhisselamın bu konuda şöyle bir hadisi var; Mücâhid, nefsine karşı cihâd eden kimsedir.”(Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 2/1621; Ahmed, VI, 20) Nefisle ilgili cihad en zor mücadelelerden biridir.

Nisa on yedinci ayetin doğru tercümesi budur;

Nisa

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

17 - Allah’ın kabul sözü verdiği tevbe, kendini tutamayarak kötülük işleyen sonra vakit geçirmeden tevbe edenlerin tevbesidir. Allah, onların tevbesini dönüşünü kabul eder. Allah bilir, doğru kararlar verir.

Tövbe Eden Eceli Gelinceye Kadar Yaşar

Allah tebe edip dönüş yapmamızı istiyor ki belirlenmiş ecelimize kadar yaşayabilelim.

Hud

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

3 - Rabbinizden[1*] bağışlanma[2*] dileyin, sonra O’na yönelin (tevbe edin) ki[3*] belirlenmiş eceliniz[4*] gelinceye kadar sizi güzel bir şekilde yaşatsın. Fazla yapan herkese de fazlasını versin. Eğer yüz çevirecek olursanız, o büyük günün azabına uğramanızdan korkarım.

[1*] Sahibinizden

[2*] İstiğfar : Sözle ve kalpten yapılan bağışlanma talebidir.Türk Halkı arasında “Estağfurullah” olarak sıklıkla ve yanlış manada kullanılır. Arapça bakımından gerçek anlamı “Allah’tan bağışlanmayı dilerim” dir.

[3*] Tevbe : Bağışlanmayı içten ve sözle talep eden kişinin eylem olarak yapacağı dönüş işlemidir. Örneğin, içki içmekten pişman olduğunu ve bırakma kararını söyleyen kişi istiğfar, daha sonra içkiyi tamamen terk eden kişi tevbe etmiş (dönmüş, yönelmiş) olur.Allah’ın kabul etme sözü verdiği tevbe (sözde ve eylemde dönüş) için bakınız Nisa 4/17

[4*] ecel-i müsemmâ : Vücudun yaratılışı sırasında belirlenen son kullanma tarihi, biyolojik ömür. İnsanın vücut ölçüleri ana rahminde belirlenir. İlgili âyetler şöyledir: "Kahrolası insan, ne kadar da nankördür! Allah onu hangi şeyden yarattı? Döllenmiş yumurtadan değil mi? Yarattı, arkasından ölçüsünü belirledi." (Abese 80/17-19) Ana rahminde belirlenen ölçü, vücudun son kullanma tarihi olduğu için onu uzmanlar, tahmin edebilirler.

Ecel-i müsemmâ, yalnız Allah'ın bildiği son yaşama tarihidir. O ecel gelince insan ölür. Bazı yanlış davranışlar o eceli müsemmâyı kısaltabilir. Tevbe edip durumunu düzeltirse eceli eski seviyesine çıkar. Bunun örneği, Yunus aleyhisselamdır.

Efendiden Tövbe Almak Nereden Çıktı?

Bu resimde görülen şekil bir efendiden tövbe almak. Efendinin önünde diz çöküp tövbe ediyorlar. Bunu Nisa Suresinin altmış dördüncü ayetinden çıkarıyorlar. Altmış birinci ayetten itibaren okumak gerekiyor ki bu ayetleri kendimize mal etmeyelim.

Nisa

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

61 - Onlara "Allah'ın indirdiğine ve bu Elçi’ye gelin" dendiği zaman, o ikiyüzlülerin (münafıkların) senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.

62 - Kendi elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir iş geldiğinde halleri ne olacak? O zaman sana gelip Allah’a yemin ederek diyecekler ki “Biz sadece iyilik etmek ve arayı bulmak istemiştik.”

63 - Onlar var ya onlar! Onların kalplerinde olanı Allah bilir. Onlara karşı dikkatli ol, öğüt ver. Onların içlerine işleyecek etkili sözler söyle.

64 - Biz hangi elçiyi gönderdiysek, bizim bilgimiz altında kendisine boyun eğilsin diye göndermişizdir. Onlar, kendilerini kötü duruma düşürdüklerinde sana gelseler ve (senin huzurunda) Allah’tan bağış dileselerdi, sen de onların bağışlanması için dua etseydin, o zaman Allah’ın kendine yönelenlerin dönüşünü (tövbesini) kabul ettiğini ve ne kadar merhametli olduğunu elbette göreceklerdi.

Altmış dördüncü ayette koyu belirttiğim yer üstteki resimde görülen şey. "Bu ayet peygamber aleyhisselamın huzurunda af dilemekten bahsediyor, o zaman biz de bizim efendinin huzurunda tövbe edebiliriz, o da bize dua eder" diye kıyas yapıyorlar. Üstteki ayetleri altmış birinci ayetten itibaren okuyunca görüyoruz ki bu ayetler bir grup münafıktan bahsediyor. Allah onlar için mealen "sana ayrı kendi dostlarına ayrı davranmak yerine, gelip tövbe etseler, sen de onlara dua etseydin Allah'ın ne kadar merhametli olduğunu göreceklerdi" diyor. Peki müşriklerden ya da diğer dinlerden olup İslam'a giren her hangi birinin peygamber aleyhisselamın huzuruna gelip tövbe ettiğine dair bir rivayet var mı? Peygamberimiz her İslam'a gireni bugünkü hıristiyan rahipler gibi İslam'a kabul ediyor muydu? Veya Müslümanlardan günah işleyenler gelip peygamber aleyhisselamın huzurunda tövbe ediyor muydu? Hayır tabi ki. Bırak müslümanları nisa altmış dörtte anlatılan münafıklar bile gelip peygamberin önünde tövbe etmemiş. Efendiden tövbe almak bu ayetlerden zorlayarak kendilerine görev çıkarmaktır.

Kur'an'da Tövbe Eden Af Dileyen Örnek Müminler

Kur'an'da tövbe eden müminleri anlatan ayetlere bakarsak "efendiden tövbe almak" diye bir şey olmadığını çok rahat görürüz.

Zariyat

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

15. Şüphesiz, korunup sakınanlar cennetlerde, pınarların başlarındadır.

16. Rablerinin kendilerine verdiğini alırlar. Çünkü onlar bundan önce (dünyada) iyi davrananlar idiler.

17. Geceleyin pek az uyuyorlardı.

18. Seherlerde bağışlanma diliyorlardı.

19. Onların mallarında çaresiz ve yoksul için bir hak vardı.

Üstteki ayetlerde müminlerin seherlerde af diledikleri yazıyor. Bu ayet nasıl tövbe edileceğine örnektir. Hiç kimseye ihtiyaç olmadan seher vakti uyanık olup tövbe edip af dileyebilirsin.

Ali İmran

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım

133 - Rabbinizin bağışına; genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için, hazırlanmış bulunan cennete koşun.

134 - Onlar, bollukta ve darlıkta hayra harcayan, öfkesine hâkim olan ve insanları affedenlerdir. Allah, güzel davrananları sever.

135 - Eğer bir çirkinlik yapar veya kendilerini kötü duruma düşürürlerse Allah'ı hatırlar ve günahlarının bağışlanmasını isterler. Günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir? Bir de yaptıkları yanlışta, bile bile direnmezler.

136 - Onların ödülü, Rablerinin (Sahiplerinin) bağışlaması ve ölümsüz olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan bahçelerdir. Bunu yapanların alacağı karşılık, ne güzeldir!

Bu ayetlerde de görüyoruz ki tövbe için kimseye ihtiyaç yok. Yaptığının yanlış olduğunu fark eden hemen tövbe etmesi ve artık günah üzerinde bile bile ısrar etmemesi gerekiyor. Yukarıda yazdığım Nefsi Levvame, kötülüğü emreden nefise sahip olanlar aynı günahı defalarca yapabilir. Bu, nefislerinin ham oluşundandır. Bu insanlar nefis terbiyesiyle zamanla günahlardan uzak durmayı başarır.

Peygamber Aleyhisselamın Tövbe Duası Örnekleri

Ebû Mûsâ el-Eş‘arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

“Allahım! Günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, haddimi aşarak işlediğim kusurlarımı, benden daha iyi bildiğin bütün suçlarımı bağışla! Allahım! Ciddî ve şaka yollu yaptıklarımı, yanlışlıkla ve bilerek işlediğim günahlarımı affeyle! Bütün bu kusurların bende bulunduğunu itiraf ederim. Allahım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, ölçüsüz bir şekilde işlediğim ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle! Öne geçiren de sen, geride bırakan da sensin. Senin gücün her şeye yeter”

Buhârî, Daavât 60; Müslim, Zikir 70.

Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e:

- Bana bir dua öğret de namazımda okuyayım, dedi. O da şöyle buyurdu:

- “Allahım! Ben kendime çok zulmettim. Günahları bağışlayacak ise yalnız sensin. Öyleyse tükenmez lutfunla beni bağışla, bana merhamet et. Çünkü affı sonsuz, merhameti nihayetsiz olan yalnız sensin, de.”

Buhârî, Ezân 149, Daavât 17, Tevhîd 9; Müslim, Zikir 48. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 97; Nesâî, Sehv 59; İbni Mâce, Duâ 2

Sevbân radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem selâm verip namazdan çıkınca üç defa istiğfâr eder ve “Allahım selâm sensin. Selâmet ve esenlik sendendir. Ey azamet ve kerem sahibi Allahım, sen hayır ve bereketi çok olansın” derdi.

Hadisin râvilerinden biri olan Evzâî’ye:

- İstiğfâr nasıl yapılır? diye sorulunca:

- Estağfirullah, estağfirullah demektir, dedi.

Müslim, Mesâcid 135, 136. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 25; Tirmizî, Salât 108; Nesâî, Sehv 81, 82; İbni Mâce, İkame 32

Tövbeyle ilgili bu kadar ayet, nasıl dua edileceğine dair bu kadar hadis varken, tövbe almak diye bir şeyin olmadığı çok açık.